Zekeriya Beyaz açıklık getirdi: Porno seyrettim, çünkü…
Prof. Zekeriya Beyaz, Teke Tek’te çok konuşulan bir konuya açıklık getirdi. Teke Tek’te söz Zekeriya Hoca’nın otel odasında izlediği porno filme geldi.

Zekeriya Beyaz, Ankara’da bilimsel bir toplantıya davet edildiği için o otelde kaldığını anlattıktan sonra şöyle devam etti:
“Akşam geç saatte otel odasına vardım. TV’yi zor açtım. Açıldı, ama orada anormal bir görüntü. Karıştırdım, karıştırınca tamamen açıldı. Biraz baktım, çok çirkin. Devam ettim. Memleketin ne durumda olduğunu öğrenmem lazım. 10-15 dakika seyrettim, iğrendim kapattım. Sonra bir daha açtım, gene kapattım. Otelden ayrılırken ekstra masraf ödedim bunun için. Parayı ödedim, kapıda da gazetecilere hemen anlattım…”
CÜBBELİ’YE ELEŞTİRİ
Programda “Dinde reform” tartışıldı. Prof. Zekeriya Beyaz ve Prof. Muhammet Nur Doğan’ın konuk olduğu programda Cübbeli Ahmet Hoca’nın daha önce Teke Tek’te yaptığı açıklamalar da eleştirildi.
Cübbeli Ahmet Hoca’yı “Deveye boynun neden eğri diye sormuşlar, ‘Nerem doğru ki..’ demiş. Kendisini fazla tanımam. Saçını ebedi idama mahkum etmiş, sakalını anarşist olacak derecede serbest bırakmış adaletsiz bir adam” şeklinde tanımlayan Prof. Beyaz, şöyle konuştu:
“Anlattığı şeylerin tamamı hadis olarak öne sürülmüş şeyler. Hadislerin hüküm ifade edip etmedikleri ayrı bir araştırma konusudur. İnançla, imanla ilgili konulara hadisle karar verilemez. En hakiki hadis kitabı olarak bildiğimiz kitap, Peygamberimizin ölümünden yıllar sonra yazılmıştır. Son hadisin kaynağı Ahmet Efendi ölmüş, o Mehmet Efendi’den almış o da ölmüş… Dinde, hukukta tek kişinin şahadeti yeterli değildir. Hadislerin içinde çok güzel öğütler var. Ama dinde vahiye dayanan kesin hükümler olması gerekir. Hadisler içinde Kuran-ı Kerim’in çok iyi anlaşılması için güzel metinler vardır. Ondan yararlanılmalıdır. Uydurma hadis bile olsa mana güzelse baştacıdır. Mutlaka hadisler yanlış demek de doğru değildir.”
“Hadisler olmazsa din eksik kalır. Alllah kimseye bu dinini tamamlama ya da ondan bir şey çıkarma yetkisini vermemiştir. Hz. Peygamber bir postacıydı. Allah’ın postacısı, elçisi olmak bir şeref değil midir? Hadislerin tamamını reddetmek de doğru değil. Hz. Peygamberin yaşantısını, hikmetli konumunu bize aktaran hadisler elbette bir kaynak olarak çok önemlidir.” diyen Prof. Nur Doğan da, Cübbeli Ahmet Hoca’nın dine yaklaşımını eleştirdi ve “Dinin kendisini espri konusu haline getirirseniz, buna ‘Dur’ denilmelidir.” dedi.
DİNDE REFORM
Prof. Nur Doğan “Dinde reform” konusunda da şunları söyledi: “Allah Resulü’ne gönderilmiş olan Kuran’ın temsil ettiği İslam ile bugün yaşadığımız İslam arasında dağlar kadar fark vardır. Biz zaten İslam’ı değiştirdik, aslına benzemeyen bir şeye soktuk. Biz zaten dini negatif anlamda reforme ettik. Aslı astarı belli olmayan düşüncelerle İslam dininin temel çizgileri kayboldu. İslam bugün bir kültür meselesi haline dönmüştür. Din ile kültür özdeş haline getirilmemelidir. Dinin asıl meselelerini bir kenara koyup detaylara takılıyoruz.”
Prof. Beyaz da, “Form bozulmuştur. Reform, o bozuk düzeni yıkıp aslını ortaya çıkarmaktır. Bu kavram 2. Meşrutiyet döneminde daha çok konuşulmuş, Cumhuriyet döneminde de 60′lardan sonra “Dinde Reform” diye bir dergi çıktı. Çok abuk sabuk şeyler yazıldı. Dolayısıyla bu yayınlar üzerine bu kavram lekelendi. Dolayısıyla “dinde reform” kelimesini kullanacak kimse kalmadı. O günden beri bu kavramı redderiz. Onun yerine dinin içine sokulmuş yanlış şeyleri ayıklamayı tercih ederiz.” şeklinde konuştu.
Porno izleyenler hapis yatacak
İnternet üzerinden File Sharing programları aracılığıyla bilgisayarına porno film indiren, paylaşan ve çoğaltanlar teknik takibe takıldı. Filmlerin telif hakkını elinde bulunduran Alman firması, Türkiye’deki 500 bin IP numarası hakkında yasal işlem başlattı. IP numarasından kimliği ve adresi tespit edilenler bin 285 TL telif hakkı ödeyip, izinsiz kullanım nedeniyle 1 ila 5 yıl arasında hapis cezasıyla yargılanacak. Davalar başladı.
Özgür ÖNDER / ANTALYA (AHT)
Türkiye’de internet üzerinden File Sharing (dosya paylaşım) programları aracılığıyla porno film indiren, bu filmleri çoğaltan ve paylaşanlar yandı. Merkezi Almanya’daki filmlerin telif haklarını elinde bulunduran firma, Türkiye’deki avukatı Ali Fuat Özbakır aracılığıyla harekete geçti. Porno filmleri izinsiz olarak bilgisayarına indiren, çoğaltan ve paylaşıma açanlar hakkında yasal işlem başlatıldı.
500 BİN PORNOCU TEKNİK TAKİBE TAKILDI
Teknik takip sonucu pornoları File Sharing programlarıyla paylaşan Türkiye’deki 500 bin bilgisayarın IP numarası belirlendi. Özbakır’ın suç duyurusunun ardından IP numaralarının kimlere ait olduğunun tespit edilmesi için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ve Türk Telekom’da çalışma başlatıldı ve 10 bin kişinin kimlik ve adres bilgilerine ulaşıldı. Bu kişilerin 130′u hakkında dava açılırken, 8 bini ile anlaşmaya varıldı.
EN ÇOK KULLANILAN PROGRAMLAR
Özbakır, “Filmler P2P ve Napster, Limewire, BearShare, Gnutella, Morpheus, Freenet, KazaA, eMula gibi File Sharing programlarıyla bilgisayara indiriliyor. Kullanıcı, izinsiz kopyaladığı filmi bu programlar altında açtığı klasöre ekleyip, paylaşıma açıyor. Bu işlem tüm dünyada aynı programa sahip başka kişilerin dosyayı kendi bilgisayarına aktarmasına ve paylaşmasına olanak sağlıyor. Bu Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na aykırı” dedi.
KULLANICI IP NUMARASINDAN TESPİT EDİLİYOR
Müzik ve sinema endüstrisine büyük zararlar veren korsanların bu eylemlerine son vermek için Türkiye genelinde takip başlattıklarını söyleyen Özbakır, “Avrupa’daki internet güvenlik, yazılım ve donanım firması ile işbirliği yapıyoruz. Teknik takibi yapan firma görevlileri filmi kopyalayıp, paylaşıma açanların IP numarasını belirliyor. Hangi filmin hangi saatte paylaşıldığını tespit ediyor. Biz de haklarında yasal işlem başlatıyoruz” diye konuştu.
BİN 285 TL PARA 1 İLA 5 YIL ARASI HAPİS CEZASI
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre filmi bilgisayarına izinsiz indirerek paylaşanların 1285 TL telif hakkı ödemesi gerektiğini vurgulayan Özbakır, “Açılan ceza davası sonucunda korsanlara 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilebilmekte. Ayrıca telifin dışında para cezası da veriliyor. Filmleri izinsiz kopyalayıp paylaşıma açanlar için yasal işlem yapacağız. Filmlerin izinsiz paylaşımına artık izin vermeyeceğiz. Bu işlemden vazgeçilip, telifli filmler alınsın” dedi.
AYDA 25 BİN KİŞİ TESPİT EDİLİYOR
Türkiye’de ayda 25 bin bilgisayar kullanıcısının File Sharing programları aracılığıyla porno film kopyalayıp, paylaştığı belirlendi. Geçen yıl Eylül ayında başlayan takip sonucunda 500 bine yakın kişinin aynı yöntemle porno film indirdiğinin belirlendiği ve bu rakamın sürekli arttığı kaydedildi. Filmleri kopyalayanlar en çok İstanbul’da yaşıyor. İstanbul’u, Kayseri, Bursa, Kars, Isparta, Adana ve Gaziantep izliyor.
Habertürk
Porno alan adı sonunda onaylandı
Alan adlarının kontrolünden sorumlu Icann, sadece pornografik sitelerin satın alabileceği .xxx alan adı uzantısına onay verdi.

Pornografik içerik yayınlayan internet sitelerinin özel alan adı uzantısını kullanması yönündeki teklif sonunda kabul edildi. Alan ad ve adreslerinin regülasyonundan sorumlu internet düzenleme kurumu Icann’in yönetim kurulu, .xxx alan adı uzantısının oluşturulmasına ve satışına ön onay verdi.
Teklifi yıllar önce veren ve kabulü için yoğun kulis yapan ICM Registry adlı kuruluş, pornografik sitelerin .com, .net gibi genel uzantılar yerine.xxx alan adı uzantısını kullanmasının bu tür sitelerin kontrolünü kolaylaştıracağını savunuyor.
Teklife ön onay veren Icann, yetişkinler için cinsel içerik üreten yayıncıların yeni alan adına ilgi gösterip göstermeyeceği konusunda hala şüpheli. Eğer pornografi sektörü .xxx uzantısını, sitelerin adreslerinde kullanmak suretiyle yeterince desteklemezse, Icann’in ön onayı iptal edilebilir. ICM Registry ise, en az 500 bin sitenin hemen .xxx uzantılı adresleri satın alacağı iddiasında.
Teklif ilk kez 2001 yılında Icann’e yapılmış, kurum dört yıl sonra teklifi değerlendirmeye almıştı. Ancak özellikle ABD’deki muhafazakar örgütlerin protestoları ertesinde teklifi reddedilmişti.
Muhafazakar gruplar bu uzantının pornografiye ilgiyi arttıracağını savunurken, liberallerse internette pornografik içeriğin bu şekilde daha kolay filtrelenebileceğini, dolayısıyla hem kullanmak hem de sakınmak isteyenler için kolaylık sağlayacağını savunuyor.
Ön onay alan teklife göre pornografik internet siteleri şimdilik .com, .net gibi genel uzantılı adreslerin yanında .xxx uzantısına da sahip olabilecek. Icann, adres kategori ve tabanını genişletmek için sıklıkla yeni uzantıları devreye sokuyor.
Top 10 events shaping the midterm season
Note: This is the last Friday we scale back our morning note. Below is a fun Top 10 list to read as you take advantage of (hopefully) a long Labor Day weekend. Our morning note will return this coming Tuesday.
From Chuck Todd, Mark Murray, and Ali Weinberg
*** First Read’s Top 10 events that shaped the midterm season: Now less than two months before Election Day, we look at what we consider the Top 10 events that have shaped this midterm season.
1. Health-care reform signed into law (March 23, 2010): It was a historic event, but — in the short term — no issue has been more responsible for energizing Republicans and conservatives in November, and for fueling the charge of government overreach.
2. Greece riots, Dow plunges 1,000 points before partially recovering (May 6, 2010): As we argued yesterday, this event might have killed all the economic progress the U.S. was making in the first part of the year. What has created more uncertainty for investors and business — the Obama administration, or that European instability? http://bit.ly/csc8Rp
3. The Deepwater Horizon explosion (April 20, 2010): This explosion — and the oil spill it produced — created an ongoing crisis for the Obama administration, it distracted them from being able to focus on other things (like the economy), and it delivered a psychological blow to the entire country.
4. Scott Brown’s victory (Jan. 19, 2010): The precursor of things to come for Republicans in November? Brown winning Ted Kennedy’s Senate seat displayed GOP energy and enthusiasm. What’s more, the Republicans’ win eliminated the Dems’ filibuster-proof majority and forced them to spend another two months to pass health care — which essentially killed the chances to pass energy reform.
5. Charlie Crist leaves the GOP (April 29, 2010): This was truly the first event signaling that the Tea Party had taken over the GOP. Robert Bennett’s loss in Utah loss and wins by Rand Paul in Kentucky and Sharron Angle in Nevada would soon follow.
6. Obama fires GM’s CEO (March 30, 2009): In retrospect, this move appears to have been a success. But at the time, it furthered the GOP critique that the government was getting too involved in private business.
7. PA-12 (May 18, 2010): Despite the favorable political climate for them, Republicans lost this special congressional election — their third-straight loss in a competitive House special since Obama took office. Democrats believe these victories show their strength (and the GOP’s weakness) in winning contested House races. Will that play out in November?
8. Michael Steele’s Afghanistan gaffe (July 1, 2010): Here’s another hope for Democrats — the problems at the RNC, an institution that has been essential for the GOP in funding their races and turning out the vote. But this gaffe by Steele — essentially saying that the war there was a mistake — was really the last straw for many Republicans, and the GOP heads into November without a strong RNC.
9. Obama wades into the mosque controversy (Aug. 13, 2010): Democrats also have had their share of distractions, and President Obama wading into the controversy over the mosque near Ground Zero, and then appearing to walk it back the next day, was the latest one — following the Shirley Sherrod firing and Robert Gibbs’ the-House-is-in-play comment. All of these distractions turned into multi-day stories, knocking Democrats off message.
10. J.D. Hayworth challenges McCain (Feb. 15, 2010): Had McCain not received a legitimate primary challenge from Hayworth, we might have seen more bipartisanship in the Senate — if not from McCain then from his friend Lindsey Graham.
UN researchers criticize its anti-poverty plan
GENEVA — The United Nations is ignoring the critical role of jobs and income equality in its 15-year strategy to fight world poverty and hunger — to the detriment of developing nations, the world body’s own researchers said in a surprising critique released Friday.
The U.N. says it is on track to halve the number of people living on less than $1 a day by 2015, and that the picture is mixed for other Millennium Development Goals, or MDGs, in the fields of health, education and the environment.
But the plan agreed to by governments in 2000 has serious failings, the Geneva-based U.N. Research Institute for Social Development said in its report.
People need jobs to combat poverty, the report essentially argues, calling for a shift in focus away from safety nets and welfare programs. It also urges new approaches to addressing rising income inequality.
“Despite an ambitious agenda, the MDGs nonetheless represent a cautious approach to social development,” the 360-page report says. “A number of critical issues and obstacles to overcoming poverty have not been addressed.”
The criticism is surprising, given the United Nations’ decade-long advocacy of the goals as the greatest hope for eradicating extreme poverty, hunger and disease around the world. Each U.N. agency contributes and, despite some unwillingness among governments to fund certain programs, there is no official opposition.
U.N. Secretary-General Ban Ki-moon has summoned world leaders to another summit Sept. 20-22 in New York to adopt an action plan to achieve all the goals in the next five years.
Few U.N. officials contacted would comment on the report except in broad terms.
One, Nick McGowan, a spokesman for the U.N. Development Program, described it as “a welcome and timely critique of conventional wisdom and current policies that seek to reduce poverty.”
The report, titled “Combatting Poverty and Inequality,” doesn’t offer clear data to back up its most contentious assertions.
But the UNRISD researchers say development approaches that are too complex can be harmful: various health, education and services providers employing different strategies for different population groups results in “high costs, poor quality and limited access for the poor.”
But they also warn against a one-size-fits-all strategy for lifting people out of poverty.
The overarching argument is that wealth gains may be only temporary and limited to a few if developing nations don’t simultaneously fight inequality.
The report notes that poverty in much of the developing world is linked to a general shift from agriculture to low-pay services. Countries face increased inequality — and perhaps poverty — if they don’t manage this change, and if they promote the free market without adequate protection for the unemployed, pregnant, elderly and sick and disabled, it adds.
“Poverty and inequality must be considered as interconnected,” the report says.
Jobs play a key role throughout the process, UNRISD says. It claims the U.N. and other groups have neglected the role of employment in their strategies to reduce poverty, offering little beyond the rhetoric of “decent work for all.”
“Conventional wisdom must be upturned. It is often thought, for example, that jobs are a byproduct of economic growth,” says the report. “Policies must address problems of insufficient labor demand, improve the quality of existing employment and facilitate labor mobility.”
In June, the U.N. cited new World Bank estimates suggesting that the economic slowdown left an additional 50 million people in extreme poverty last year, and will leave some 64 million impoverished by the end of 2010 — primarily in sub-Saharan Africa and Asia. Hunger may also have spiked in 2009 because of the food and financial crises, with over 1 billion people undernourished.
The U.N. says 211 million people are unemployed worldwide and that 470 million new jobs must be created in the next decade to keep pace with an expanding work force.
Deadly bomb blast rocks rally in Pakistan

A suicide bomb blast rocked a Shiite rally held to express solidarity with the Palestinian people in Pakistan’s southwestern city of Quetta on Friday, killing at least 43 people.
Over 100 people were injured after the suicide bomber detonated himself at the procession, in the city of Quetta, capital of Baluchistan Province, NBC News reported.
Quetta police chief Ghulam Shabir Sheikh said officers confirmed the 43 deaths but said only 78 people were wounded. Several were in critical condition, he said.
It was the second major attack this week on the country’s religious minorities, challenging the government already overwhelmed by floods.
Like the triple bombings at a Shiite procession in the city of Lahore this week, this attack bore the hallmarks of the Taliban, who often attack religious minorities to destabilize the government.
Rallies are held across Pakistan every year on the last Friday of the Muslim fasting month of Ramadan to support Palestinian demands for a separate homeland.
Bomb in flood-hit province
Meanwhile, a suicide attack on a mosque belonging to the minority Ahmadi sect killed at least one person and wounded several others in northwestern Pakistan earlier Friday.
Ending the War in Iraq

THE PRESIDENT: Good evening. Tonight, I’d like to talk to you about the end of our combat mission in Iraq, the ongoing security challenges we face, and the need to rebuild our nation here at home.
I know this historic moment comes at a time of great uncertainty for many Americans. We’ve now been through nearly a decade of war. We’ve endured a long and painful recession. And sometimes in the midst of these storms, the future that we’re trying to build for our nation — a future of lasting peace and long-term prosperity — may seem beyond our reach.
But this milestone should serve as a reminder to all Americans that the future is ours to shape if we move forward with confidence and commitment. It should also serve as a message to the world that the United States of America intends to sustain and strengthen our leadership in this young century.
From this desk, seven and a half years ago, President Bush announced the beginning of military operations in Iraq. Much has changed since that night. A war to disarm a state became a fight against an insurgency. Terrorism and sectarian warfare threatened to tear Iraq apart. Thousands of Americans gave their lives; tens of thousands have been wounded. Our relations abroad were strained. Our unity at home was tested.
These are the rough waters encountered during the course of one of America’s longest wars. Yet there has been one constant amidst these shifting tides. At every turn, America’s men and women in uniform have served with courage and resolve. As Commander-in-Chief, I am incredibly proud of their service. And like all Americans, I’m awed by their sacrifice, and by the sacrifices of their families.
The Americans who have served in Iraq completed every mission they were given. They defeated a regime that had terrorized its people. Together with Iraqis and coalition partners who made huge sacrifices of their own, our troops fought block by block to help Iraq seize the chance for a better future. They shifted tactics to protect the Iraqi people, trained Iraqi Security Forces, and took out terrorist leaders. Because of our troops and civilians — and because of the resilience of the Iraqi people — Iraq has the opportunity to embrace a new destiny, even though many challenges remain.
So tonight, I am announcing that the American combat mission in Iraq has ended. Operation Iraqi Freedom is over, and the Iraqi people now have lead responsibility for the security of their country.
This was my pledge to the American people as a candidate for this office. Last February, I announced a plan that would bring our combat brigades out of Iraq, while redoubling our efforts to strengthen Iraq’s Security Forces and support its government and people.
That’s what we’ve done. We’ve removed nearly 100,000 U.S. troops from Iraq. We’ve closed or transferred to the Iraqis hundreds of bases. And we have moved millions of pieces of equipment out of Iraq.
This completes a transition to Iraqi responsibility for their own security. U.S. troops pulled out of Iraq’s cities last summer, and Iraqi forces have moved into the lead with considerable skill and commitment to their fellow citizens. Even as Iraq continues to suffer terrorist attacks, security incidents have been near the lowest on record since the war began. And Iraqi forces have taken the fight to al Qaeda, removing much of its leadership in Iraqi-led operations.
This year also saw Iraq hold credible elections that drew a strong turnout. A caretaker administration is in place as Iraqis form a government based on the results of that election. Tonight, I encourage Iraq’s leaders to move forward with a sense of urgency to form an inclusive government that is just, representative, and accountable to the Iraqi people. And when that government is in place, there should be no doubt: The Iraqi people will have a strong partner in the United States. Our combat mission is ending, but our commitment to Iraq’s future is not.
Going forward, a transitional force of U.S. troops will remain in Iraq with a different mission: advising and assisting Iraq’s Security Forces, supporting Iraqi troops in targeted counterterrorism missions, and protecting our civilians. Consistent with our agreement with the Iraqi government, all U.S. troops will leave by the end of next year. As our military draws down, our dedicated civilians — diplomats, aid workers, and advisors — are moving into the lead to support Iraq as it strengthens its government, resolves political disputes, resettles those displaced by war, and builds ties with the region and the world. That’s a message that Vice President Biden is delivering to the Iraqi people through his visit there today.
This new approach reflects our long-term partnership with Iraq — one based upon mutual interest and mutual respect. Of course, violence will not end with our combat mission. Extremists will continue to set off bombs, attack Iraqi civilians and try to spark sectarian strife. But ultimately, these terrorists will fail to achieve their goals. Iraqis are a proud people. They have rejected sectarian war, and they have no interest in endless destruction. They understand that, in the end, only Iraqis can resolve their differences and police their streets. Only Iraqis can build a democracy within their borders. What America can do, and will do, is provide support for the Iraqi people as both a friend and a partner.
Ending this war is not only in Iraq’s interest — it’s in our own. The United States has paid a huge price to put the future of Iraq in the hands of its people. We have sent our young men and women to make enormous sacrifices in Iraq, and spent vast resources abroad at a time of tight budgets at home. We’ve persevered because of a belief we share with the Iraqi people — a belief that out of the ashes of war, a new beginning could be born in this cradle of civilization. Through this remarkable chapter in the history of the United States and Iraq, we have met our responsibility. Now, it’s time to turn the page.
As we do, I’m mindful that the Iraq war has been a contentious issue at home. Here, too, it’s time to turn the page. This afternoon, I spoke to former President George W. Bush. It’s well known that he and I disagreed about the war from its outset. Yet no one can doubt President Bush’s support for our troops, or his love of country and commitment to our security. As I’ve said, there were patriots who supported this war, and patriots who opposed it. And all of us are united in appreciation for our servicemen and women, and our hopes for Iraqis’ future.
The greatness of our democracy is grounded in our ability to move beyond our differences, and to learn from our experience as we confront the many challenges ahead. And no challenge is more essential to our security than our fight against al Qaeda.
Americans across the political spectrum supported the use of force against those who attacked us on 9/11. Now, as we approach our 10th year of combat in Afghanistan, there are those who are understandably asking tough questions about our mission there. But we must never lose sight of what’s at stake. As we speak, al Qaeda continues to plot against us, and its leadership remains anchored in the border regions of Afghanistan and Pakistan. We will disrupt, dismantle and defeat al Qaeda, while preventing Afghanistan from again serving as a base for terrorists. And because of our drawdown in Iraq, we are now able to apply the resources necessary to go on offense. In fact, over the last 19 months, nearly a dozen al Qaeda leaders — and hundreds of al Qaeda’s extremist allies — have been killed or captured around the world.
Within Afghanistan, I’ve ordered the deployment of additional troops who — under the command of General David Petraeus — are fighting to break the Taliban’s momentum.
As with the surge in Iraq, these forces will be in place for a limited time to provide space for the Afghans to build their capacity and secure their own future. But, as was the case in Iraq, we can’t do for Afghans what they must ultimately do for themselves. That’s why we’re training Afghan Security Forces and supporting a political resolution to Afghanistan’s problems. And next August, we will begin a transition to Afghan responsibility. The pace of our troop reductions will be determined by conditions on the ground, and our support for Afghanistan will endure. But make no mistake: This transition will begin — because open-ended war serves neither our interests nor the Afghan people’s.
Indeed, one of the lessons of our effort in Iraq is that American influence around the world is not a function of military force alone. We must use all elements of our power — including our diplomacy, our economic strength, and the power of America’s example — to secure our interests and stand by our allies. And we must project a vision of the future that’s based not just on our fears, but also on our hopes — a vision that recognizes the real dangers that exist around the world,
but also the limitless possibilities of our time.
Today, old adversaries are at peace, and emerging democracies are potential partners. New markets for our goods stretch from Asia to the Americas. A new push for peace in the Middle East will begin here tomorrow. Billions of young people want to move beyond the shackles of poverty and conflict. As the leader of the free world, America will do more than just defeat on the battlefield those who offer hatred and destruction — we will also lead among those who are willing to work together to expand freedom and opportunity for all people.
Now, that effort must begin within our own borders. Throughout our history, America has been willing to bear the burden of promoting liberty and human dignity overseas, understanding its links to our own liberty and security. But we have also understood that our nation’s strength and influence abroad must be firmly anchored in our prosperity at home. And the bedrock of that prosperity must be a growing middle class.
Unfortunately, over the last decade, we’ve not done what’s necessary to shore up the foundations of our own prosperity. We spent a trillion dollars at war, often financed by borrowing from overseas. This, in turn, has short-changed investments in our own people, and contributed to record deficits. For too long, we have put off tough decisions on everything from our manufacturing base to our energy policy to education reform. As a result, too many middle-class families find themselves working harder for less, while our nation’s long-term competitiveness is put at risk.
And so at this moment, as we wind down the war in Iraq, we must tackle those challenges at home with as much energy, and grit, and sense of common purpose as our men and women in uniform who have served abroad. They have met every test that they faced. Now, it’s our turn. Now, it’s our responsibility to honor them by coming together, all of us, and working to secure the dream that so many generations have fought for — the dream that a better life awaits anyone who is willing to work for it and reach for it.
Our most urgent task is to restore our economy, and put the millions of Americans who have lost their jobs back to work. To strengthen our middle class, we must give all our children the education they deserve, and all our workers the skills that they need to compete in a global economy. We must jumpstart industries that create jobs, and end our dependence on foreign oil. We must unleash the innovation that allows new products to roll off our assembly lines, and nurture the ideas that spring from our entrepreneurs. This will be difficult. But in the days to come, it must be our central mission as a people, and my central responsibility as President.
Part of that responsibility is making sure that we honor our commitments to those who have served our country with such valor. As long as I am President, we will maintain the finest fighting force that the world has ever known, and we will do whatever it takes to serve our veterans as well as they have served us. This is a sacred trust. That’s why we’ve already made one of the largest increases in funding for veterans in decades. We’re treating the signature wounds of today’s wars — post-traumatic stress disorder and traumatic brain injury — while providing the health care and benefits that all of our veterans have earned. And we’re funding a Post-9/11 GI Bill that helps our veterans and their families pursue the dream of a college education. Just as the GI Bill helped those who fought World War II — including my grandfather — become the backbone of our middle class, so today’s servicemen and women must have the chance to apply their gifts to expand the American economy. Because part of ending a war responsibly is standing by those who have fought it.
Two weeks ago, America’s final combat brigade in Iraq — the Army’s Fourth Stryker Brigade — journeyed home in the pre-dawn darkness. Thousands of soldiers and hundreds of vehicles made the trip from Baghdad, the last of them passing into Kuwait in the early morning hours. Over seven years before, American troops and coalition partners had fought their way across similar highways, but this time no shots were fired. It was just a convoy of brave Americans, making their way home.
Of course, the soldiers left much behind. Some were teenagers when the war began. Many have served multiple tours of duty, far from families who bore a heroic burden of their own, enduring the absence of a husband’s embrace or a mother’s kiss. Most painfully, since the war began, 55 members of the Fourth Stryker Brigade made the ultimate sacrifice — part of over 4,400 Americans who have given their lives in Iraq. As one staff sergeant said, “I know that to my brothers in arms who fought and died, this day would probably mean a lot.”
Those Americans gave their lives for the values that have lived in the hearts of our people for over two centuries. Along with nearly 1.5 million Americans who have served in Iraq, they fought in a faraway place for people they never knew. They stared into the darkest of human creations — war — and helped the Iraqi people seek the light of peace.
In an age without surrender ceremonies, we must earn victory through the success of our partners and the strength of our own nation. Every American who serves joins an unbroken line of heroes that stretches from Lexington to Gettysburg; from Iwo Jima to Inchon; from Khe Sanh to Kandahar — Americans who have fought to see that the lives of our children are better than our own. Our troops are the steel in our ship of state. And though our nation may be travelling through rough waters, they give us confidence that our course is true, and that beyond the pre-dawn darkness, better days lie ahead.
Thank you. May God bless you. And may God bless the United States of America, and all who serve her.
Kanseri sonlandıracak meyve

Sonunda bu meyvenin kanserli hücreleri durdurduğu ispatlandı
Japon ve Amerikalı profesörlerin yürüttüğü ortak çalışmanın sonunda bu meyvenin kanserli hücreleri durdurduğu ispatlandı.
Japon ve Amerikalı profesörlerin yürüttüğü ortak çalışmanın sonucunda papaya meyvesinin rahim, meme, karaciğer, akciğer ve pankreas kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığı ispatlandı. Papayanın yaprağının da kanser hücreleri üzerinde doğrudan antitümör etkisi olduğu ve bağışıklık sistemini de güçlendirdiği açıklandı. Araştırmacılar, 4 farklı güçlü kanser hücre kültürünün papaya özüne tutulduktan 24 saat sonra yapılan ölçümde kanser hücrelerinin büyümesinin yavaşladığını belirlediler. Papayanın 24 saatlik kısa zamanda dahi kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatması ama buna rağmen sağlıklı hücrelere zarar vermemesi araştırmacılarda şaşkınlığa neden oldu.
‘Arkadaki adam’ ortalığı karıştırdı…

Hatay’daki referandum çalışması sırasında Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i yalnız bırakmayan kişi iki siyasetçinin katili çıktı. Bakan Ergin ‘’Bu kişiyi tanımıyorum’’ açıklaması yaptı.
Referandum için memleketi Hatay’da çalışmalar yapan Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in ‘’Arkasındaki adam’’ ortalığı karıştırdı. BDP milletvekili Emine Ayna, bu kişinin cinayet hükümlüsü olduğunu belirterek Ergin’i, ‘’Katille kol kola referandum çalışması yapmakla’’ suçladı. Bakan Ergin ise bu kişiyi tanımadığını ve bilgisi dışında fotoğraf karelerine girdiğini açıkladı.
Ergin’in önceki gün Samandağ ilçesine yaptığı gezi sırasında sürekli beraberinde bulunan kişi dikkat çekti. Bakan Ergin’ yalnız bırakmayan ve Samandağ’lı olan Behçet Karaağaçlı’nın, 30 Mart 1995 tarihinde DEP Samandağ İlçe Başkanı Mehmet Latifeci ile babası Yahya Latifeci’yi öldürmekten hükümlü olduğu ortaya çıktı.
AYNA’NIN İDDİASI
BDP Mardin Milletvekili Emine Ayna, “1995 yılında DEP Samandağ İlçe başkanımız Mehmet Latifeci ile babası Yahya Latifeci’yi öldüren Behçet Karaağaçlı, Hatay’da Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile birlikte kol kola referandum çalışması yürütüyor” dedi.
İddialar üzerine Adalet Bakanlığı bir açıklama yaptı ve Samandağ’daki toplantı sırasında Bakan’ın bilgisi dışında bu kişinin fotoğraf karesine girdiğini belirtti. Açıklamada, “Şahsın Adalet Bakanı Ergin’e refakatçilik yaptığı iddiası doğru olmadığı gibi Bakan Ergin’in bu kişilerle herhangi bir tanışıklığı da söz konusu değildir” denildi.
Behçet Karaağaçlı, 1995 yılında meydana gelen cinayet olayının ardından tutuklanmış ve ağır hapse mahkum edilmişti. Karaağaçlı daha sonra kamuoyunda Rahşan Affı olarak da bilinen yasa uyarınca tahliye edilmişti. Karaağaçlı halen Samandağ’a bağlı Sutaşı köyünde yaşıyor. (Gazeteport)
Hükümet yasa dışı dinlemeler için devrede
Adalet Bakanlığı’nın 2010 -2014 Stratejik Eylem Planı’nda yasa dışı dinlemelerin engellenmesi için yeni yasal düzenlemeler yer alıyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, bu düzenlemelerle ilgili ayrıntıya girmedi, ama bu yasama döneminde ele alınacağını açıkladı.
Mahkeme kararı olmaksızın yapılan telefon ve ortam dinlemeleri, yani yasal olmayan dinlemeler.
Son örnek, bazı internet sitelerinde yayınlanan iki Yargıtay üyesine ait olduğu iddia edilen konuşma oldu. Konuşmanın içeriği kadar, bu dinlemenin nasıl yapıldığı da tartışma konusu.
Hükümet, illegal dinlemeler için harekete geçiyor. Adalet Bakanı Ergin, kameraların karşısına geçti ve 2010 -2014 Stratejik Eylem Planı’nı açıkladı.
O plandaki en dikkat çekici maddelerden biri de, illegal dinlemeleri engellemek için çıkarılacak yasalar. Bakan Ergin yapılan çalışmanın ayrıntısına girmedi.
HSYK’nın atama kararnamesi
Basın toplantısında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK) atama kararnamesi görüşmelerinin neden tıkandığı da Adalet Bakanı’na soruldu ve HSYK üyelerinin suç duyurusu hatırlatıldı.
Kurulun hakim üyelerini eleştiren Bakan Ergin, “Bizim kararname taslağı kriterlere uygun hazırlanan bir taslaktır. Görüşmelerin sonuna doğru bu kriterlerle uyuşmayan talepler gelince bu kriterler hatırlatıldı. HSYK’nın önünde görüşülecek bir taslak bulunmamaktadır. Taslak olmadığına göre şu anda toplanmamasının hukuki anlamda sakıncası bulunmamaktadır” dedi.
Balyoz ve Ergenekon gibi uzun süren davalar
Bakan Ergin, “Bu dosyaların uzaması bizi rahatsız ediyor” dedi; yargılama sürecinin kısaltılması için çalışmalar yapıldığını anlattı.
Ergin, bu davalarda görevli hakim ve savcılar hakkında yapılan şikayetlerin değerlendirilmediği iddiasını ise reddetti; “Yapılan müracaatlar işleme konulmadı tespiti yanlıştı. Gelen şikayetler tek tek incelendi. Hiçbir müracaat işlemsiz kalmamıştır, kalmayacaktır. Yakın gelecekte sonucun ortaya çıkacağını düşünüyorum” dedi.
Dursun Çiçek revire kaldırıldı – Ölüm orucunu bırakıyor
İrticayla Eylem mücadele eylem planı kapsamında tutuklu bulunduğu cezaevinde ölüm orucuna başlayan Kurmay Albay Dursun Çiçek, rahatsızlanarak revire kaldırıldı.
Çiçek’in yakınlarına “iftardan sonra ölüm orucunu bırakacağım” sözü verdiği bildirildi.
Ahmet Hakan’a Habertaraf yazarından cevap

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ın dünkü köşesinde yer alan “Evetçi’ye 5 soru” başlıklı polemik yazısına HaBertaraf yazarı Harun Kaban’dan cevap geldi.
Kaban “Ahmet Hakan’ın 5 sorusuna 3 cevap” başlıklı köşe yazısında Hakan’ın sorularına ilginç cevaplar verdi.
Kaban’ın cevaplarını okumak için lütfen tıklayınız!
Bu görüntülerin tarih olması için Evet!

İlk defa HaBertaraf Genel Müdürü Rıfat Yörük’ün fotoğraflayıp gündeme getirdiği Kayseri’deki “tanklı tak” ayıbı bu yıl da yaşandı.
Kayseri’nin önemli artellerinden olan Nato caddesine, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yine üzerinde tank bulunan “Cumhuriyet özgürlüktür” yazılı tak konuldu.
İki ay boyunca orada kalan militarist tak
Kayseri Garnizon Komutanlığı tarafından hazırlatılan bu “militarist tak”ın içeriğinin yıllardır değişmemesi üstelik 29 Ekim Cumhuriyet Bayramına kadar yani iki ay süreyle aynı noktada öylece kalması tüm dikkatleri çekiyor.
Kayseri’de aynı tak, aynı tank
Yıllardır Kayseri’de tartışma konusu olan ve Anayasa Mahkemesi eski raportörü Osman Can’ın “Güleryüzlü Frankoculuğun Dramı” kitabına da kapak resmi yapılan bu “paletler altındaki özgürlük” ayıbının bu yıl da sürmesi Kayserililer tarafından da tepkiyle karşılandı.
“Özgürlük” temalı takın tam üzerinde bir tank maketi yer alması, takı hazırlatan askerlerin “ancak tankların müsaade ettiği kadar özgürlük verilebilir. Türkiye’de özgürlükler sınırsız ve de süresiz değildir. Tamam, Cumhuriyet özgürlüktür ama cumhuriyeti de iç düşmanlara karşı korumak için gerekirse özgürlüklerden fedakarlık yapılarak ortalama her 10 yılda bir darbe yapılabilir.” mesajını zihinlere ve bilinçaltımıza nakşetmek istediklerini akla getiriyor.
“Güçlü ordu, güçlü Türkiye mi?”
Öte yandan 30 Ağustos dolayısıyla Genelkurmay tarafından büyük şehirlerde billboardlara yapıştırılan afişlerde yine “Güçlü ordu, güçlü Türkiye” mesajının verilmesi de anlamlı bulunuyor. Bilindiği gibi orduyu öne çıkaran bu mesaj geçtiğimiz bazı resmi bayramlarda düzeltilerek “Güçlü Türkiye, güçlü ordu” sloganı kullanılmıştı. Ancak 30 Ağustos dolayısıyla askerlerin yine eski slogana dönmeleri dikkat çekiyor.
Sırf bu görüntülerden ve bilinçaltına yöneltilen korku mesajlarından kurtulmak için bile referandumdan “evet” çıkması oldukça önemli.
HaBertaraf.com
Hasan Celal Güzel de veda etti

5 yıldır Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yapan Hasan Celal Güzel, bugün veda yazısını yazdı. Önceki gün Radikal’in 10 yıllık Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, dün de Nur Çintay ve Haluk Şahin veda etmişti. İşte Güzel’in veda yazısı…
Sevgili okuyucular, biliyorsunuz ben anadan doğma değil, sonradan olma köşe yazarıyım. Bürokraside, eğitimde ve siyasette uzun yıllar emek verdikten sonra yazarlığa heves ettim. Köşe yazarlığından çok hoşlandım. Güncel konular hakkında görüşlerinizi okuyucularınızla paylaşmak ve doğru bildiklerinizi savunabilmek çok güzel bir şey…
Köşe yazarlığında sekiz yılımı doldurmak üzereyim. Radikal’deki ilk yazım, ‘Kimlik Tartışması’ başlığı altında 29 Kasım 2005 tarihinde yayımlanmış. Bu, yazdığım 888. yazı… Demekki yaklaşık beş yıl Radikal’de haftada dört gün köşe yazısı yazmışım. Radikal’deki bu son yazımla sizlere veda ediyorum.
Yazarlığım sırasında daima hür bir düşünce ve çalışma ortamı içinde oldum. Bugüne kadar hiçbir yazıma müdahale edilmedi; hiçbir yazım sansüre uğramadı. Gazetenin genel yayın politikasına ters düşen yazılarıma bile karışılmadı. Bu özgürlükçü ve demokrat tutumu için Radikal yönetimine teşekkür borçluyum.
Radikal, gündem belirleyen, etkili bir yayın organıdır. Önümüzdeki dönemde de bu özelliğini arttırarak devam ettirmesini temenni ediyorum.
Siz değerli okuyucularımın Ramazan Bayramını kutluyor, hepinize sağlık ve mutluluklar diliyorum.
Erdoğan hangi ‘Hayır’cı sanatçıya kızdı?

Kral FM’de Gezegen Mehmet’e konuk olan Başbakan Erdoğan, bir sanatçının ‘Evet diyenler vatan hainidir’ sözleri için sert konuştu.. Erdoğan diğer ‘hayır’cı sanatçılara da seslendi..
Başbakan Tayyip Erdoğan referanduma 11 gün kala Kral FM’in canlı yayınında Gezegen Mehmet’e konuk oldu..
Erdoğan, Bedri Baykam’ın ”Bu referandumda evet diyenler, veya çekimser kalanlar, veya seyahate gidenlerin hepsi geri dönülmez şekilde vatan hainidir!” açıklamasına sert tepki gösterdi..
Erdoğan, konuşmasında ‘(Hayır diyen sanatçılar) İsimleri duydukça kimin ne söyleyeceğini anlayabiliyorum. İçerikle ilgili çok bilgileri yok. Kusura bakmasınlar, önyargıları olan isimler. Niçin hayır diyeceklerini sorunca açıklamaları mümkün değil. Çünkü okumuyorlar. Bu sanatçıların birçoğu yaptığımız yatırımlarda gelip gösteri yapan tiplerdi. Muhsin Ertuğrul’da ‘muhteşem tiyatro sahnesi yapacağız’ dendiğinde de gösteri yapan tiplerdi. Bakıyorsun ‘vatan hainidir’ diyor*, şu ifadeye bak. Böyle bir sanatçı anlayışı olur mu? Böyle bir sanatçı kafası olur mu? Bu nasıl bir kafa? Sen nasıl kalkarsın da hem demokrasiye inanacaksın, hem de evet diyene vatan haini diyeceksin? Biz onların düştüğü yanlışa düşmeyiz. Evet diyenlere teşekkür ediyorum’ dedi.
HABER7
Öğretmen açığına karşı unutulan formül
Millî Eğitim Bakanlığı, KPSS skandalı nedeniyle 30 bin öğretmenin ataması ile birlikte diğer tüm atama yollarını da kapatarak bir başka yanlışlığın altına imza attı.
KPSS’deki kopya skandalı nedeniyle 31 Ağustosta yapılması gereken 30 bin öğretmenin atamasının Millî Eğitim Bakanlığınca durdurulması, yeni eğitim dönemi için öğretmen açığı felaketine neden olacak.
Yaşanacak öğretmen açığı sıkıntısını asgari düzeye çekmek için formül arayan Bakanlık “ücretli öğretmen atamasını” önemli bir şık olarak önünde tutuyor. Millî Eğitim Bakanlığının, Ücretli öğretmene göre ataması çok daha sıkıntısız gerçekleştirilebilecek ve KPSS ile hiç alakası bulunmayan atamaları da durdurmasına anlam verilemiyor.
Konu ile ilgili her gün santrali telefon yağmuruna tutulan Millî Eğitim Bakanlığından sorulara net cevap verilebilmiş ya da herhangi bir makul açıklama yapılabilmiş değil.
Bakanlık, KPSS’deki skandal bir tarafa, KPSS’nin kendisiyle bile bir bağı bulunmayan “Kurumlar arası il atama”, “kurumlararası yeniden atama”, “istifa sonrası açıktan ilk atama” yolunu kapatmamış olsaydı yaşanacak öğretmen açığının 3 binini bu yolla karşılamış olacaktı. KPSS’nin tamamen iptal edilmesinden bile etkilenmeyen bu grupları Millî Eğitim Bakanlığının yeni eğitim dönemine yetiştirme yoluna gidip gitmeyeceğini merak ediliyor.
HaBertaraf.com
Askerlik herkese 9 ay…

Bugün itibariyle Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturacak Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner’in yeniden gündeme getirdiği tek tip askerlik uygulamasının detayları yavaş yavaş ortaya çıkıyor.Sabah gazetesinin haberine göre zorunlu askerlik hizmetini sadeleştiren tek tip askerlik düzenlemesinde dokuz aylık bir süre üzerinde çalışıldığı öğrenildi. Yeni model hayata geçtiğinde dört yıllık üniversite mezunu olanlar ile olmayanlar aynı sürede vatani görevini yapacak. Kısa dönem askerlik sistemini rafa kaldıracak bu modelde, dokuz ay boyunca herkes aynı karavanadan yemek yiyecek. Önceki gün görevini Orgeneral Erdal Ceylanoğlu’na devreden Org. Koşaner, devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, tek tip askerlik düzenlemesine biran önce geçileceğini belirtilerek, “Vatan hizmetinin herkes için eşit şartlarda yapılması, ayrıca eğitimli insan gücümüzden daha uzun süre ve daha etkin şekilde yararlanılmasına imkan yaratılması önem arz etmektedir” demişti.
45 gün özel silah eğitimi
Yeni uygulamayla eğitim sisteminde de bazı değişikliliklere gidilecek. Terörle mücadelenin yoğun olduğu bölgelerde görev yapan er ve erbaşların eğitimsiz olduğu eleştirilerini dikkate alan Türk Silahlı Kuvvetleri, tek tip askerlik düzenlemesinde askerlere özel bir silah eğitimi verecek. Acemilik döneminden sonra herkes 45 gün süren özel silah eğitimi alacak. Yeni uygulamayla yedek subaylık da tarihe karışacak. Hazırlıkları iki yıl önce başlayan tek tip askerlik çalışması tamamlandıktan sonra kanun taslağı TBMM’ye gönderilecek. Tek tip askerliğin taslak çalışmasına göre 9 aylık sürede acemilik ve usta birliği dönemleri de komutanlık ve birliklere göre değişiklikler içerecek. Bu süreyi kuvvetler belirleyecek. Planlamaya göre acemi eğitimi 20 ile 30 gün arasında verilecek. Yemin töreninden sonra ikinci döneme geçilecek. Bu dönemin ise 45 gün sürmesi planlanıyor. Bu süre içinde askerler özellikle silah kullanma konusunda özel eğitimden geçirilecek. Bu sürenin sonunda da personelin birlik görevlendirilmesi yapılacak.
Yedek subaylık tarih oluyor
Yeni düzenlemeyle, TSK’nın ihtiyacı doğrultusunda dört yıllık üniversite mezunları arasından seçilen yedek subaylık dönemi de sona erecek. 12 ay süreliğine takım komutanı olarak kıtalarında gören yapan yedek subaylar da er statüsüyle zorunlu askerlik hizmeti yapacaklar. Takım komutanları ise mesleği askerlik olan sözleşmeli subaylardan oluşacak. Bedelli askerliğin çıkmaması için gerekçe gösterilen TSK’daki asker açığı da tek tip askerlik uygulaması sayesinde kapanmış olacak. Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ, 29 Nisan 2009′da düzenlediği İkinci İletişim Toplantısı’nda 2008 yılı itibariyle TSK’nın asker ihtiyacının ancak yüzde 65.49′unu karşılayabildiklerini açıklamıştı. Asker açığının kapanması halinde bedelli askerliğin yeniden gündeme gelebileceği öngörülüyor. Türkiye’de 400 bin dolayında kişinin bedelli askerlik beklediği belirtiliyor.
5 farklı uygulama var
Askerlik çağına gelmiş kişiler, kısa dönem, yedek subay ve uzun dönem askerlik yapabiliyor. Buna göre ilköğretim ve lise mezunu vatandaşlar 15 ay askerlik yapıyor. Üniversite mezunu olanlar ise askerliklerini 6 ay kısa ve yedeksubay olarak 12 ay yapabiliyor. Yurtdışında yaşayanlar ise 28 günlük paralı eğitimle askerliklerini tamamlayabiliyor. Gündemdeki bedelli askerlikte ise parayı yatıranlar 28 günlük eğitim alıyor.
Vatan
CHP Adana Milletvekili’nden şok iddia!

Yüksek Seçim Kurulu’nun kullandığı sistem ve sistem güvenliği hakkında kamuoyunda ciddi tartışmalar olduğunu belirten Seyhan, Başbakan’a, “Kamuoyunda mevcut seçim sistemiyle ilgili yazılıma dışarıdan müdahale ile girilebileceği kanaati yaygındır.
12 Eylül 2010 seçiminde sisteme müdahale edilerek, yazılımın yüzde 52, yüzde 53 dolaylarında evet çıkmasına programlanacağı, oy kullanmayanların bir kısmının oy kullanmış gibi gösterilerek evet hanesine kaydırılacağı yönünde bir endişesi vardır. Pratikte bu mümkün olduğuna göre, seçimlere gölge düşürmemek için mevcut yazılım üzerinde bir inceleme yaptırmayı ve kamuoyunda oluşan olumsuz kanaati kaldırmak için bir önlem almayı düşünüyor musunuz” diye sordu.
CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı, 12 Eylül’de yapılacak referandumun seçim güvenliği ve seçim sonuçlarının şaibeli olacağı konusunda uyardı. Yüksek Seçim Kurulu’nun kullandığı sistem ve sistem güvenliği hakkında kamuoyunda ciddi tartışmalar olduğunu belirten Seyhan, Başbakan’a, “Kamuoyunda mevcut seçim sistemiyle ilgili yazılıma dışarıdan müdahale ile girilebileceği kanaati yaygındır. 12 Eylül 2010 seçiminde sisteme müdahale edilerek, yazılımın yüzde 52, yüzde 53 dolaylarında evet çıkmasına programlanacağı, oy kullanmayanların bir kısmının oy kullanmış gibi gösterilerek evet hanesine kaydırılacağı yönünde bir endişesi vardır. Pratikte bu mümkün olduğuna göre, seçimlere gölge düşürmemek için mevcut yazılım üzerinde bir inceleme yaptırmayı ve kamuoyunda oluşan olumsuz kanaati kaldırmak için bir önlem almayı düşünüyor musunuz” diye sordu.
-SİSTEME DIŞARIDAN MÜDAHALE UYARISI-
CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesiyle seçim sisteminin güvenliği hakkındaki iddiaları TBMM gündemine taşıdı. Uzun zamandan beri Yüksek Seçim Kurulu’nun kullanmış olduğu sistem ve sistem güvenliği hakkında kamuoyunda ciddi tartışmalar yapıldığını vurgulayan CHP’li Seyhan, şöyle dedi: “Ve kamuoyunun büyük bir bölümü 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan referandum seçim sonuçlarının şaibeli olacağını düşünmektedir. Türkiye’de kullanılan 2007 ve 2009 seçimlerinde uygulanan Seçsis seçim sitemine benzer sistemlerin Amerika ve Yunanistan’da kullanılmış olduğu ve seçim güvenliği tartışmalarından dolayı bu sistemlerin kullanılmasından vazgeçildiği bilinmektedir. Ayrıca bu tip seçim sistemi kullanılan birçok ülke özel criptolama tekniklerini kendisi geliştirilmiş sisteme dışarıdan müdahalenin önünü kesmiştir. Bilgisayar üzerinden işlem gören seçim sistemleri ana terminal linüx sistemden çalışmakta, ilgili seçim kurullarında da giriş yapılan bütün terminaller linüx kullanmaktadır. Ancak ülkemizdeki seçimlerde, ilçe seçim kurullarının kullandığı Windows xp üzerinden işlem görmektedir ve Windows ortamında yapılan girişlerin tüm dünyada güvenli olmadığı bilinmektedir.”
-”GÜVENLİK ARAŞTIRMASI YAPTINIZ MI?”-
“2007 ve 2009 seçimlerinden sonra Seçsis sistemi üzerinde bir güvenlik araştırması yapılmış mıdır?” diyen Seyhan, Başbakan’a, şu soruları sordu: “Kullanılan programın güvenlik portalını oluşturan cisco yazılımının incelemesi yapılmış mıdır? Alternatif arayışlar var mıdır? Güvenlik portalı üzerindeki 2009 seçiminde yaşanan tartışmalar dikkate alınıp bu konuda inceleme yapılmış mıdır? Yazılımın açık kaynak kodları siyasi partilerin incelemesine açılmış mıdır? Açılmamış ise açmayı düşünüyor musunuz? Seçim sonuçlarının girişinden sonra datalar üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığını tespit edebilmek için bir zaman damgası kullanılıyor mu? TÜBİTAK’ın geliştirmiş olduğu zaman dalgasını bu seçimlerde uygulamayı düşünüyor musunuz?”
-”AB ÜLKELERİNDE ANINDA İNCELEME YAPILIYOR”-
Tüm AB ülkelerinde seçim kurullarından siyasi partilere link atılarak tüm girişlerin anında diğer terminallere de kaydedildiğini ve girilen dataların anında incelemesinin yapılabildiğini vurgulayan Seyhan, Başbakan’a, şu soruları sordu: “Seçsis’in siyasi partilere link atılarak şeffaf hale getirilmemesi, nedeni nedir? Tüm vatandaşlarımızın kendi sandıklarını anında kontrol edebilmesini, sağlamak ve seçim sonuçlarının şeffaf bir şekilde izlenmesini sağlamak amacıyla 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan referandum seçimlerini ysk.gov.tr sitesinden yayınlamayı düşünüyor musunuz? Bugüne kadar yayınlanmamasının nedeni nedir? Kamuoyunda mevcut seçim sistemiyle ilgili yazılıma dışarıdan müdahale ile girilebileceği kanaati yaygındır.12 Eylül 2010 seçiminde sisteme müdahale edilerek yazılımın yüzde 52 , yüzde 53 dolaylarında evet çıkmasına programlanacağı, oy kullanmayanların bir kısmının oy kullanmış gibi gösterilerek evet hanesine kaydırılacağı yönünde bir endişesi vardır. Pratikte bu mümkün olduğuna göre seçimlere gölge düşürmemek için mevcut yazılım üzerinde bir inceleme yaptırmayı ve kamuoyunda oluşan olumsuz kanaati kaldırmak için bir önlem almayı düşünüyor musunuz?”( Gazetevatan)
ÇÜ’den üniversiteye kayıtta Ramazan ayı kolaylığı

Üniversite olarak öğrencilerine en iyi eğitim imkanlarını sunmaya çalıştıklarını ifade eden Akınoğlu, getirdikleri kalitenin tercih edilebilirlik oranlarını artırdıklarını söyledi. Kontenjanlarının büyük bir bölümünün dolduğunu sadece yüzde 2 gibi küçük bir oranda açıklarının bulunduğunu kaydeden Akınoğlu, çevre üniversitelerle karşılaştırıldığında bu açığın çok düşük olduğunu ifade etti.
ÇÜ’yü tercin eden 9 bin 841 öğrenci için kayıtların 31 Ağustosta başlayıp 6 Eylülde sona ereceğini kaydeden Akınoğlu, kayıtların büyük bir kısmının ana kampusta yapılacağını dile getirdi.
Akınoğlu, “Ailelerin ve öğrencilerin sıcaktan etkilenmemesi için özel izolasyonlu çadırlar oluşturduk. Harçlar için bankalarda aynı yerde portatif şubeler açtı. Karataş ve Pozantı’daki yüksek okullarımızı tercih edenlerde merkez kampusta kayıt yapacak. Ceyhan, Karaisalı, Kozan ve Yumurtalık meslek yüksek okullarını kazananlar ise kayıtlarını kendi okullarında yaptıracak.” ifadesini kullandı.
İçişleri Bakanlığı: Durak hakkında inceleme halen devam ediyor

Açıklamada, “Bakanlığımızca görevden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak ile ilgili görevlendirilen mülkiye müfettişlerince çeşitli konularda başlatılan üç ayrı inceleme halen devam etmektedir. Ayrıca, müfettişlerce yapılan incelemeler sonucunda; yedi ayrı tevdi raporu hazırlanarak gereği yapılmak üzere Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edilmiştir. Yine muhtelif konularda yapılan incelemeler sonucunda bakanlığımızca 19 ayrı soruşturma izni verilmiş olup, bir kısmı ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na intikal ettirilmiş, bir kısmına yapılan itiraz sebebiyle konu idari yargıya taşınmış, altı karar ise tebliğ aşamasındadır.” denildi.
DURAK, MUSTAFA TUNCEL’in iddialarının üzerine gidiyor

“17.3.2010 tarih ve Hz:2010/14135 sayılı dilekçemle Sayın Mustafa Tuncel’in “Ben konuşursam altından kalkamazsın.”, “Beni öldürebilirler, arkamdan vurabilirler. Bu nedenle Aytaç Durak’la ilgili bildiklerimi kasete anlattım. Kaseti de güvendiğim kişiye teslim ettim. Başıma bir şey gelirse, kaseti gazetelere dağıtın dedim” yönündeki iddialarıyla ilgili kasetin istenerek hakkımda gerekli işlemin yapılmasını makamlarınıza arz etmiştim. Aradan 4 aya yakın bir zaman geçti. Söz konusu kaseti istettiniz mi, makamınıza getirildi mi? Suçlu isem, hakkımda kovuşturma açılmasını, değilsem, tarafıma bildirilmesini arz ederim.”(Haberx)
Durak için ilk karar açıklandı

DAMADA ARSA SATIŞI
Durak’a soruşturma izni verilen belediyenin yarı hissedar olduğu 13 bin 56 metrelik arsanın, damadı Bekir Cavcav’a satışı konusu 2006 yılında gerçekleşti. Merkez Sarıçam İlçesi’ne bağlı Menekşe Köyü’nde Seyhan Baraj Gölü manzaralı arsanın belediyeye ait olan 6 bin 528 metrekarelik hissesi ihaleyle damat Bekir Cavcav’a 278 bin liraya satıldı. Satıştan sonra belediye ile hissedar olan Ahmet Nuri Karabaş, önalım hakkının engellenerek mağdur edildiğini iddia edip, satışın iptali için mahkemeye başvurdu. Karabaş’ın bu konuda açtığı davalar sürüyor. Bu konuda Durak’la birlikte Genel Sekreter Hasan Gülşen, Yazı İşleri ve Kararlar Daire Başkanı Kaşif Barut, Hesap İşleri Daire Başkanı Selçuk Özkök, Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Karakuş, Genel Sekreter Yardımcısı Kenan Gündoğdu ve Belediye Meclis Üyesi CHP’li Ahmet Işık da suçlanıyor.
İnceleme konusu iddialar arasında Durak’ın eşi Fahriye Durak’a ait göl manzaralı 11 bin 260 metrekarelik arsada imar değişikliği yapılarak yüksek miktarda rant sağlandığı konusunda ise, 2 ay önce Adana 11’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde Durak hakkında ‘görevi kötüye kullanmaktan’ 3 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldığı ve yargılama devam ettiği için ek bir işleme gerek görülmedi. Bu davada Durak’la birlikte aralarında belediye bürokratları ile belediye meclis üyelerinin de bulunduğu toplam 55 kişi yargılanıyor.
DURAK’IN DEĞERLENDİRMESİ
20 yıldır sağ kolu olarak bilinen, gittiği her partiye beraber götürdüğü, mecliste başkanvekilliğini emanet ettiği Meclis üyesi Mustafa Tuncel tarafından “Bugüne kadar belediyede yapılmış yasadışı ne kadar imar değişikliği varsa, mimarı Durak’tır” diye suçlanan Aytaç Durak, teftiş kararını değerlendirirken şöyle dedi:
“50 müfettiş 18 aydır inceleme yapıyor. Sonuçta görevden alınmamla ilgisi olmayan, 2 hakaret ve 1 seçim yasaklarını ihlalle ilgili dava açıldı. Son incelemede de ihalelere yolsuzluk, rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma suçu gibi bir kovuşturma açılamamıştır. Damadım Bekir Cavcav’a arsa satışıyla ilgili de 2008’de 4’üncü Hukuk Mahkemesi’nde bir dava açılmış, halen devam etmektedir. Görevden uzaklaştırılmamı gerektirecek bir dava değildir.”
MİLLETVEKİLLERİNE MEKTUP
Öte yandan Aytaç Durak, açığa alınmasıyla ilgili tüm partilerin milletvekillerine mektup yazıp, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı şikayet etti. İçişleri Bakanı’nın belediye başkanlarını veya belediye organlarında görevli kişilerle ilgili kesin hükme kadar açığa alma yetkisinin Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi ve demokratik hukuk devleti ilkelerine aykırı, keyfi kullanıma açık olduğunu savunan Durak, “Soruşturmaların selameti gerekçesiyle halen görevime iade edilmemem Anayasamıza, demokratik teamüllere aykırı olduğu gibi beni 5 defa seçen Adana halkının iradesini de yok saymaktadır” diye yakındı.
Durak, son yerel seçim öncesi AK Parti’den istifa ederek MHP adayı olarak 5′inci kez aynı göreve seçilmiş, 28 Mart’ta görevden alınmış, 2 aylık süre dolduktan sonra tekrar aynı karar verilmişti.
Hangi iddialar incelendi?
Müfettişler, Aytaç Durak’ın kendi arsasının durumu görüşülürken belediye meclisine başkanlık yaptığı, bir markete yer tahsis ettiği ve bunun karşılığında hasılattan pay aldığı, mahiyetinde çalışanlar ve akrabalarının üzerine arazi aldığı ve bu yerleri imar değişikliğiyle ticaret merkezi yaparak rant elde ettiği, kendi arsasına imar izni verdiği, arazilerinin bulunduğu yöne doğru kentin büyütülmeye çalışıldığı ve belediye kaynaklarıyla buralara yatırım yapıldığı, metronun yapımı geciktirilerek kamunun zarara uğratıldığı, Adana’nın tanıtımı ve iletişim hizmetleri ihalesinde idarenin zarara uğratıldığı, kişilerin zararına yol açacak nitelikte usulsüz encümen kararları alındığı konularında ise ’zaman aşımı’ ve ’delil bulunamadığı’ gerekçeleri ile soruşturma açılmasına gerek görmedi.(Bünyamin YIL/Gazetevatan)
Gökhan Durak’ın uyuşturucu analizi doğru mu?

Bu tartışmalar sürerken İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Salih Cengiz Mustafa Tuncel’in ortaya koyduğu iddiaları destekleyen bir videosuna doktorsitesi.com adresinde rastladık.
Vücutta bulunan uyuşturucu maddelerin kısa süreli kullanım ve uzun süreli kullanım analizi olarak iki kısımda yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Salih Cengiz, videosunda uyuşturucular eroin, morfin, ekstazi gibi amfetamin türevi diğer uyutucu maddelerin kullanımına ilişkin analizlerin 10 dakika içinde teşhis edilebildiğini, bu analizin hem kısa süreli varlıklarını belirlemek üzere idrar, tükürük, ter ve kanda analizi yapılabildiğini, Bunun dışında uzun süreli alımları teşhis edebilmek için saçta ve tırnakta analizler yapılması gerektiğini vurguluyor.
Bu açıklamaların ardından Gökhan Durak, ve Aytaç Durak’ın saç ve tırnak örneği göndererek analiz yaptırıp yaptırmayacağı da ayrı bir merak konusu oldu.
PROF. DR. SALİH CENGİZ’İN VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
İLGİLİ HABERLER
>Tuncel: Sıkıyorsa saç telini Adli Tıp’a gönder
Tuncel: Sıkıyorsa saç telini Adli Tıp’a gönder

“SIKIYORSA OĞLUN ADLİ TIP’A SAÇ TELİNİ VERSİN”…
Mustafa Tuncel, “Bugüne kadar ne söylediysem her sözümün arkasındayım” diyerek; açıklamasını şöyle tamamladı:
“Aytaç Durak’ın pişkin pişkin davranması yetmiyormuş gibi, şimdi de oğlu ‘uyuşturucu testinden temiz çıktım’ diye avukatları vasıtasıyla demeç verip kamuoyunu yanıltıyor. Ben buradan çağrımı yeniliyorum; eğer oğlun gerçekten uyuşturucu kullanmamışsa derhal saç telini Adli Tıp’a vererek oradan gelecek sonuca katlansın. Yoksa, dışkısını ve idrarını vererek tahlil yapılmaz. Dışkı ve idrar tahlilinde uyuşturucu kullanıyorsan 24 saat sonra tahlil yaptırırsan temiz çıkarsın. Sıkıyorsa saç telinden yaptır”.
Durak, yeni vekil Aldırmaz’ı kutladı
İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, belediyede yapılan denetimlerde suç sayılabilecek bir durumun tespit edilemediğini ileri sürdü. Durak, başkan vekilliğine seçilen Zihni Aldırmaz’ı kutladı.
Seyhan Oteli’nde muhtarlar ile buluşan Durak, sloganlarla karşılandı. Durak’ın konuştuğu kürsünün arkasına da, “Milletin getirdiğini millet götürür diyorsunuz Sn. Başbakan, Adanalının getirdiğini İçişleri Bakanınız götürdü, bu ayıba son verin” yazılı pankart asıldı.
AK Parti’den istifa ettikten sonra belediyede sayısız denetim yapıldığını söyleyen Durak, buna karşın suç sayılabilecek bir durumun tespit edilemediğini anlattı. İkisi ‘hakaret’ birisi de ‘seçim yasaklarına muhalefet’ suçlamasıyla hakkında üç dava açıldığını kaydeden Durak, “Biz de hakkımızı halkla bütünleşerek koruyacağız. Gerekirse miting yapacağız. Suç yok dava yok. İftiracılar duvara çarptılar.” dedi.
Başkan vekilliğine seçilen MHP’li Zihni Aldırmaz’ı da kutlayan Durak, “Sayın Aldırmaz ben dışarıdayken yerime vekil bıraktığım kişiydi. Ne oldu, en başa dönüldü.” diye konuştu.
ALDIRMAZ’DAN VALİ ATIŞ’A ZİYARET
Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, Adana Valisi İlhan Atış’ı makamında ziyaret etti.
Adana Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından dün yapılan başkan vekili seçimini kazanan Zihni Aldırmaz ilk ziyaretini Adana Valiliğine yaptı. Vali Atış ziyaret sırasında, “Aldırmaz bizi usulen ziyaret etti. Biz de birkaç gün sonra kendisini usulen ziyaret edeceğiz” dedi.
Vali Atış, bir basın mensubunun meclisin feshi için başvuru yaptınız mı sorusuna ise, “Hayır biz böyle bir başvuru yapmadık. Ancak belediye ya da bir vatandaş İçişleri Bakanlığı’na direk başvurabilir” diye cevap verdi.
Vali Atış, gazetecilerin Aldırmaz’a soru sormasına ise izin vermedi.
Cihan
Oylamada 3. ve 4. turlara başlandı

ismin belirlenmesi için bugün toplanan meclis üyeleri 3. ve 4. tur oylama ile yeni vekilini seçecek.
AK Parti Adana’daki adayını değiştirdi

Durak’ın serveti elinden alınıyor
Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Tuncel, görevden alınan Adana Büyükşehir Belediye Aytaç Durak ile yakınlarının kamulaştırma ve satış yoluyla haksız bir şekilde elde ettiği arsaları sahiplerine iade edeceklerini söyledi. Belediye meclisi olarak yeni bir düzenleme yaptıklarını kaydeden Tuncel, yıllardır mağdur edilen vatandaşlara kök arsalarının teslim edileceğini belirtti. Aytaç Durak ve yakınlarından vatandaşların arsalarının alınacağını kaydeden Tuncel, “Şu an ihale hazırlıklarını yapıyoruz. Adana’nın en kıymetli yerlerinden 30 bin dönüm arazide imar düzenlemesine gideceğiz. Kök parseller kimin ise onlara hakkını vereceğiz. Kimseye özel muamele yapmayacağız. İmar düzenlemeleriyle kaydırılan hazine arazilerini de hazineye teslim edeceğiz.” dedi. Adanalı Sırrı Özer ve arkadaşları, 1974 yılında Akgün adında bir yapı kooperatifi kurdu. Özer ve arkadaşları 408 daire yapmak için Kireçocağı mevkinde belediyenin konut alanı ilan ettiği bölgede 33 dönüm araziyi sahiplerinden satın aldı. Yaklaşık 10 yıl belediyenin imar çalışmalarını tamamlamasını bekledikten sonra 1984 yılında konutların yapımına başlamak için Tapu Kadastro İl Müdürlüğü’ne müracaat eden Özer ve arkadaşları, ‘kooperatif arazisi üzerinde belediyenin kamulaştırma şerhi’ koyduğunu öğrendi. Kooperatif yöneticileri, o yıl ilk kez Adana Belediye Başkanlığı’na seçilen Aytaç Durak’a giderek söz konusu alanın konut alanı olduğunu ifade ederek şerhin kaldırılmasını talep etti. Durak, “Akgün Kooperatifini’ kamulaştırma alanı dışında tutma sözü verdi. Mutlu bir şekilde belediyeden ayrılan Sırrı Özer ve arkadaşları, bir sure sonra arazilerinin çok düşük bir bedelle kamulaştırıldığını öğrenince yürütmeyi durdurma davası açtı. Kooperatif üyeleri davayı kazandı ancak belediye, kararı uygulamadı. Sırrı Özer, daha sonraki gelişmeliri şöyle anlatıyor: “Mahkeme kararına uyulmadığı gibi bir süre sonra belediyelere ‘kamu yararı gözetilerek kamulaştırma yetkisi’ veren kanunun çıkması üzerine belediye yeniden arazimizi kamulaştırdı. Biz 30 yıldır hukuk mücadelesini sürdürürken belediyenin arsamızı parçalayarak değişik kişilere sattığını öğrendik. Artık arsa konusu iyice çıkmaza girdi. Üstelik kooperatif hissedarlarımıza belediyeden hala kamulaştırma parası dahi verilmedi.” Adana’da Sırrı Özer ve arkadaşları gibi imar değişikliği yoluyla arazilerine belediyenin el koyduğu yüzlerce kişi bulunuyor. Yıllarca süren hukuk mücadelesinden sonuç alamayanlar, haklarından vazgeçmek zorunda kalıyor.
AYTAÇ DURAK İMAR DEĞİŞKLİĞİNDEN YARGILANIYOR
İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, eşine ait arsanın değerini imar değişikliği yaparak 44 kat artırdığı gerekçesiyle yargılanıyor. Adana 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Aytaç Durak ve eski dönem ve yeni dönemde bazı belediye meclisi üyeleri hakkında, ‘görevi kötüye kullanmak’ suçundan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Cumhuriyet Savcılığı tarafından ”görevi kötüye kullanmak” suçundan haklarında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istenen Aytaç Durak ve 55 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, “Müfettiş incelemesinde 1/5000 ölçekli nazım imar planında bulvara cephesi olan adaların yola bakan kısımlarının ticaret alanı olarak, arka kısımlarının konut alanı olarak gösterilmiş olmasına rağmen, 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğinde böyle bir ayrım yapılmaksızın adaların tamamının ticaret alanı olarak gösterildiği ve bu durumun plan yapımına ait esaslara dair yönetmeliğin 30. maddesine aykırı olduğu gibi Adana Büyükşehir Belediye İmar Yönetmeliği’nin madde 4.001/C-2B hükümlerine de aykırıdır.” denildi. İddianamede, ”Söz konusu işlemlerden dolayı Durak’ın yapılan usulsüz imar değişikliğinden sorumlu olduğu, plan değişikliğini öneren Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hasan Gülşen’in, hazırlayan İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Özlem Kulak’ın, kabul edip imzalayan meclis üyeleri şüphelilerin Fahriye Durak’a yüksek miktarda rant sağlamak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları” ileri sürüldü.
Cihan
Filmin sonunu herkes görecek
‘GÖKHAN DURAK’DA KOKAİN SONUCU ÇIKMAZSA MECLİS ÜYELERİNİ BEYMEN’DEN GİYDİRECEĞİM’
Şu ana kadar Aytaç Durak, oğlu Gökhan Durak ve Eski Strateji Dairesi Başkanı Ferhat Yüksel’in şahsı hakkında üç ayrı “hakaret” davası açtığını anlatan Tuncel, şöyle devam etti: “Bu üç kişiyle ilgisi sözlerimin hepsinin belediye meclisinde söyledim. Durak’a ‘Kâğıttan kaplan’ demişim, hakaretmiş? Bana sarhoş diyene bir söz söylemişim, hakaret? Kim bu ifadeleri diyorsa ben ona söyledim. Kendi diyorsa on kere daha aynı şeyi dile getiriyorum. Durak’ın oğluna ‘kokain içiyor’ demişim. Dava açmış. Çok mutluluk duydum. Onu adli tıpa göndereceğim. Eğer kokain içmediğine dair bir netice çıkarsa 34 meclis üyesi arkadaşımın hepsini Beymen’e götürüp tepeden tırnağa giydireceğim. Bu davayı açtıkları için çok mutlu ve memnun oldum. Yüksel Efendi’ye de ’31 yaşına gelmiş, asker kaçağı? Askere gitmeyenlere kız vermezler. Toplum önünde küçük düşürmüşüm. Arkadaşın gerekçesine bakın ya? Başka hiç hiçbir dava yok..” Hakkında açılan davalar nedeniyle Aytaç Durak’ın ömür boyu adliyeden çıkmayacağını savunan Mustafa Tuncel, “Hapse girecek çıkacak, bir daha gidip gelecek. Yaşı, sağlığı buna müsaade ederse ki; ben etmeyeceğini adım gibi biliyorum. Bu filmin sonunu herkes görecek. Arkadaşlarımız bir trafik kazasında veya kalp krizinden gitmezse altı aya kadar bu söylediklerimin hepsinin neticesini görecek. Bu kadar emin olmazsam söylediklerimi 10, 20 kere tekrar edip arkasında durmam.”şeklinde konuştu.
BELEDİYEDEN İŞ YAPTI DİYENİN ALNINI KARIŞLARIM
Durak’ın bundan sonra adını hiçbir şekilde ağzına almamasını öneren Tuncel, hakaret davasında en fazla kendisine para cezası verilebileceğini, onu da ödeyecek ekonomik gücünün bulunduğunu belirtti. Tuncel, şunları söyledi:”Ama belediyeden falan nemalanmadım. ‘Belediyeden iş yaptı para kazandı’ diyen varsa onun alnını karışlarım. Kendisi de (Durak) dahil. Sıkıysa gelsin ‘Mustafa Tuncel belediyeye şu işi yaptı.’desin. Alnını karışlarım. ‘Öyle camdan evi olan başkasının evine taş atmaz’ demek ucuza kaçmaktır. Hem ‘ben bu adamı taşıdım, buraya ben getirdim’ hem de ‘beni bir takım yanlışlara bulaştırdı’ diyeceksin. Adama sormazlar mı, yanlışlık var ise 21 senedir, neredeydin ?…” Durak’la yıllara dayanan siyasi beraberliklerinin olduğunu hatırlatan Tuncel, sununa kadar arkadaşlığın gereklerine riayet ettiğini anlattı. Son yıllarda şartların değiştiğini açıklayan Tuncel, “MHP’nin ilk toplantısın da kavgamız başladı. Bugünü kadar kavgalarımız perde arkasında devam etti. MHP’li bütün arkadaşlarım bilir. Ancak her şeyin bir taşma noktası var. Kendisi burada uydurduğu bir laf yüzünden, ‘başkan sen ismimi biliyor musun? Yoksa unuttun mu?’ ‘Biliyorum aynı kanaatteyim’ deyince bardak doldu ve taştı. Asla da bundan geri dönmem. Şu anda üç dört aracısı, tefecisi benim peşimde koşuyor. Asla dönmem. Çünkü o beni tanıyamamış. Ona Adana da tehditten, rüşvetten korkmayacak bir insan olduğumu ispat ettim. Sonuna kadar da ispat etmeye devam edeceğim.” diye konuştu.Herkesin aklını başına toplamasını isteyen Tuncel, bir devrin kapandığını ifade etti. Bu yeni devirde hiçbir belediye başkanının padişah, şah veya kral olmayacağını dile getiren Tuncel, belediyenin asli sahibinin meclis üyeleri olduğunu vurguladı. Tuncel, “Artık, herkesin gözü açılmıştır. Burada ben de, Aytaç Durak da, yeni bir belediye başkanı seçilse bunu herkes biliyor. Hiç kimse belediye meclisini alaya alarak ‘yok makamıma giremez’ diye aşağılayamaz.” açıklamasını yaptı.
Aytaç Durak’ın koltuğu tehlikede!
Yolsuzluk iddialarına adı karışan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın koltuğu tehlikeye girdi. Yolsuzluk iddialarına adı karışan Aytaç Durak suçlu bulunursa koltuğunu da kaybedecek Yolsuzluk iddialarına adı karışan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, yasal sürecin ardından koltuğundan da olabilir. İstifaların Belediye Meclisi’ndeki dengeleri değiştirmesi de süreci hızlandıracak. Partisi MHP’den istifa eden Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak hakkında başlayan soruşturma ve Kasım ayında Belediye Meclisi’nden geçmesi gereken faaliyet raporu, Başkanın görevden alınması ihtimalini de içeren bir süreç başlattı. Belediye Meclisi’ndeki temsil sayısı istifalarla 9’a gerileyen MHP’nin istifa eden başkanı Durak, başkanlık koltuğundan da olabilir.
MECLİS’TE AK PARTİ BİRİNCİ SIRADA
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak ve meclis üyesi Mustafa Tuncel’in partilerinden istifa etmesiyle Adana Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki MHP’li üye sayısı 9’a düştü. İstifalar sonrası mecliste partilere göre üye dağılımı 13 AK Parti, 10 CHP, 9 MHP şeklinde oluşurken, bağımsız üye sayısı da 3’e yükseldi. Durak’ın partisinden istifası meclisteki grup desteğini yitirmesine yol açarken, bunun aynı zamanda Kasım ayındaki faaliyet raporunun oylanmasına da etki edebileceği belirtiliyor.
FAALİYET RAPORU ONAYLANMAZSA…
Adana Barosu Başkanı Aziz Erbek, Durak’ın bağımsız kalmasının Kasım ayındaki faaliyet raporunun onaylanmasını güçleştireceğine işaret ederek, ‘’Bu durumda müfettişler soruşturma başlatır’’ dedi. Soruşturma sonunda faaliyet raporu ile müfettişlerin hazırlayacağı dosyanın Danıştay’a gideceğini belirten Erbek, Durak’ın görevden alınabileceğini ifade etti.
BAKANLIK TALİMATI GEREKİYOR
Durak hakkında rüşvet veya adam kayırma suçlamasıyla da dava açılabileceğini vurgulayan Erberk, Durak’ın bu davalar sonucunda mahkum olması durumunda ise yüz kızartıcı suç işlediği gerekçesiyle İçişleri Bakanlığının talimatı ile görevden alınabileceğini kaydetti. Erbek, büyükşehir belediye başkanının görevden alınması durumunda ise Vali tarafından toplanan belediye meclisinin 10 gün içinde meclis üyeleri arasından bir belediye başkanı seçeceğini, yeni başkanın seçime kadar görevde kalacağını söyledi. 1.5 milyon broşür bastırıp taşeron işçilere dağıttırdı Belediye Başkanlığı döneminde mal varlığındaki büyük artış ve ve “imar rantı” iddiaları ile zor günler yaşayan Aytaç Durak, hazırlattığı broşürleri Adanalılara dağıttırarak, hakkındaki iddiaları gündeme getiren medyayı hedef gösterdi. Vatandaşlar, broşürlerin parasının kimin cebinden çıkacağını merak ediyor. Adanalılar, güne posta kutularındaki Aytaç Durak imzalı broşürlerle uyandı. Son günlerde yaşanan olaylar konusunda Aytaç durak’ın açıklamasının ve fotoğrafının bulunduğu broşürler dün sabahtan itibaren iddialara göre Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ASKİ Genel Müdürlüğü’nün taşeron işçileri tarafından dağıtıldı. Durak’ın belediyenin imkanlarını kendi kişisel meselesi için kullanıldığı da iddialar arasında. Dağıtımı yapan görevlinin 1 hafta içerisinde ikinci kez gelerek görüş belirtmek isteyen vatandaşların mektupları toplayacağının belirtildiği broşürde Durak, “Rüşveti ihbar eden benim, ne acıdır ki AKP’li yandaş medyada hedef alınan da ben oldum” dedi. Belediyenin iştiraklerine astronomik huzur hakkı Durak’ın ve belediyenin üst düzey yöneticilerinin, aldıkları maaşları dışında, belediyenin iştiraklerinden de ‘huzur hakkı’ adı altında ücret aldıkları belirlendi. Sayıştay’a bağlı denetçilerin belediyenin hesaplarında yaptığı incelemelere göre, belediyenin Yeni Adana İmar İnşaat, Koza, Beldetaş, TÜMAŞ ve ÇUFAŞ adlı beş ayrı iştiraki bulunuyor. 52 kişinin görev yaptığı iştiraklerdeki yönetim ve denetim kurulu üyeleri ise, Durak’ın, danışmanları ve belediyenin yöneticilerinden oluşuyor. Yönetim kurulu üyelerine ise, kamu ücret dengesinin çok üzerinde “kurul üyeliği ve huzur hakkı” adı altında ödeme yapılıyor. Maaş dışında 9 bin lira ödeme yapılanlar da var İştiraklerde görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerine ödenen, kurul üyeliği ve huzur hakkı ödemeleri, 3 bin ile 9 bin lira arasında değişiyor. Örneğin, Yeni Adana İmar İnşaat Tic. A.Ş’de görev yapan İ.T. adlı bürokratın, aylık ücreti yolluklarla birlikte 9 bin lirayı buluyor. İ.T’ye, huzur hakkı adı altında 2004-2008 yılları arasında toplam 402 bin 023 lira, yolluk olarak da 19 bin 726 lira ödeme yapıldı. Yine aynı iştirakte görev yapan Ö.Ö. adlı yöneticiye de, 2004-2008 yılları arasında toplam 299 bin 302 lira huzur hakkı, 21 bin 587 lira da yolluk, Z.A adlı yöneticiye de toplam 319 bin 880 liralık huzur hakkı ve 27 bin 759 liralık da yolluk ödemesi yapıldı. Durak’ın aldığı huzur hakkının aylık 600 lirayı geçmemesi ise dikkat çekici. Kaynak: Star
Adanalılar Aytaç Durak’ı anlatıyor
Adana sokaklarında konuştuğumuz Adanalılar Aytaç Durak’ın zaten yıllardır büyük yolsuzluklar yaptığını söylerken, bugün açığa alınmasını AKP ile hesaplarının bozulmasına bağlıyorlar. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak Belediye Meclisi’nde başlayan tartışmaların ardından açığa alınırken, Adana’da vatandaşlar durumu çeşitli şekillerde yorumluyor. “Gelen herkesin çaldığı kanısının” halk tarafından yaygın olarak dile getirilmesi ise dikkat çekiyor. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Durak, Belediye Meclisi’nin Mart ayı oturumlarında kendi başlattığı tartışmaların ardından birçok yolsuzluk iddiasıyla açığa alınmıştı. Durak’ın 20 yıldır yanında adeta çanta gibi taşıdığı, birçok parti değiştirmesi nedeniyle gittiği her partiye de beraberinde götürdüğü Belediye Meclisi Başkan Vekili Mustafa Tuncel ise yaşanan tartışmalarda “Bugüne kadar belediyede yapılmış yasadışı ne kadar imar değişikliği varsa, mimarı Durak’tır” demişti. Durak kendini aklamak için medyaya ard arda demeçler vermiş, Adana’da ise ASKİ ve Cankur personellerine 1 milyona yakın broşür vererek vatandaşlara dağıtmalarını istemişti. Adana’da bundan sonraki gelişmelerin seyri belirsizliğini korurken, yasa gereği Belediye Meclisi Başkanı Tuncel, Durak’ın koltuğunda oturuyor. Aile boyu zenginlik Adana halkının çok büyük bir kısmı Durak’ın yolsuzluklar yaptığını, zaten uzun zamandır kamu arsalarını kendi üstüne geçirdiğini düşünüyor. Durak’ın Adana içinde gerçekten önemli bir servete sahip olduğu yine herkes tarafından ifade edilirken, kendisiyle beraber ailesi, kardeşi ve oğlunun Adana’nın önemli iş adamlarından oluvermeleri işin bir başka dikkat çekici yönü. Durak’ın elindeki büyük maddi gücü ve etkisini belediye seçimlerinde de yoğun olarak kullandığı kaydediliyor. Adana’da Durak için hakim olan düşüncenin “Zaten bugüne kadar çalabildiği kadar çaldığı ve artık daha fazla ne kadar zengin olmak isteyebileceği” yönünde olması ise dikkat çekiyor. Adana halkı Durak’ın yerine başka birinin gelmesi halinde, yeni gelen kişinin baştan başlayacağı yolsuzluklarla yine hiç bir şeyin değişmeyeceğini düşünüyor. Durak’a bir önceki seçimlerde oy veren küçümsenemeyecek çoğunlukta insanın bu bakış açısına sahip olduğu kaydediliyor. Kentte hakim olan bu düşünce, belediyelerde yaşanan yolsuzlukların, hırsızlıkların ve rant paylaşımlarının Adanalılar için sıradanlaştığı yönünde. Durak’ın açığa alınmasının Adana halkında bir anlık şaşkınlık yarattığı ancak bu şaşkınlığın Durak’ın yolsuzluk yapmış olması nedeniyle değil, zaten Adanalıların sohbetlerinde açıkça konuşulan bu yolsuzluklara şimdi soruşturma açılmış olması olduğu kaydediliyor. Adanalıların büyük çoğunluğu, Durak’ın şimdi görevden alınmış olmasının nedenini AKP’nin Adana Büyükşehir Belediyesi’ni Durak yüzünden kaybetmiş olmasına ve AKP’nin artık Durak’ın yolsuzluklarından pay alamıyor olmasına bağlıyor. “İyi oldu ama bu saatten sonra yedi gitti” Adana’da şehir merkezinde Adanalılara yaşanan gelişmeleri nasıl yorumladıklarını sorduk. Reklamcı olarak çalışan Aslı Hanım, “Durak’ın görevden alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorumuza “Yıllardır çalıp çırpıp yiyordu, bence iyi oldu ama bu saatten sonra yedi gitti. Daha da bir şey çıkacağını, hapse filan gireceğini sanmıyorum” şeklinde yanıt veriyor. Aslı Hanım, Durak’ın yolsuzluklarının şimdi ortaya çıkmasını ise iktidarla ve Recep Tayyip Erdoğan’la arasının açılmasına bağlıyor. “Adana Durak’ı yıllardır biliyor” Emekli Mehmet Bey ise, Aytaç Durak’ın senelerdir yolsuzluk yaptığını bildiklerini ama ne yapacaklarını bilemediklerini söylerken, “Nereye şikayet edebiliriz, ne yapabiliriz hiç bir fikrimiz yoktu” diyor. Onun yolsuzluk yaptığını, devletin arsalarını nasıl kendi üzerine geçirdiğini Adanada bilmeyen bir tek kişi bile olmadığını söyleyen Mehmet Bey, “Ama ona hiçbir şey olmuyordu. Görevinden alınması geç de olsa iyi oldu” diyor. Mehmet Bey’in yolsuzluklarının şimdi ortaya çıkarılmasına ilişkin olarak ise şöyle konuştu: “AKP’li olarak belediye başkanlığı yaptı Aytaç Durak, bir çok yolsuzluğu da o dönemde gerçekleşti. Ama MHP’den başkanken böyle oldu, bu gerçekten düşündürücü.” “Durak çok çalıyordu ama birazı ile hizmet de yapıyordu” Adana’da şu anda işsiz olarak yaşamını sürdürmeye çalışan Abdullah Bey ise gelişmeleri şöyle yorumluyor: “Aytaç Durak’ın serveti dillere destan oldu artık, bunu bilmeyen yok ki. Herkes yiyor, hangi belediye başkanı düzgün ki? Hepsi çalıyor bir şekilde. Gene Aytaç Durak çok çalıyordu ama birazı ile hizmet de yapıyordu , park bahçe filan yapıyordu, ekmek filan satıyordu ucuza.” Abdullah Bey yolsuzlukların şimdi ortaya çıkmasına ilişkin olarakta “Bir önceki sefer AKP’dendi. Hiç kendi adamını ortaya çıkarır mı insan? Şimdi değişti partisi ondan oldu” şeklinde değerlendiriyor. Durak için partinin farketmediğini söyleyen Abdullah Bey, “Bakıyor nereden kazanabilir? Neresi kendini kabul ediyor, orası onun partisi oluveriyor” değerlendirmesinde bulunuyor. “Tayyip Erdoğan padişah gibi oldu, ne isterse o!” Ev hanımı Meryem Hanım ise Aytaç Durak’ın artık neredeyse Adana’nın sahibi haline geldiğini söylerken, “Adana’da nereye baksak Durak ailesini görür olmuştuk. Çok iyi oldu” diyor açığa alınma gelişmesi için. Meryem Hanım herkesin bunları bilmesine rağmen geçen seçimde Aytaç Durak’ın tekrar seçilmesini ise “Zaten insanlar da o kadar yedi, o kadar çok zengin oldu ki daha fazla yemez artık diye oy verdiler geçen seçimde” şeklinde değerlendiriyor. Meryem Hanım yolsuzlukların neden şimdi ortaya çıktığına yönelik sorumuza ise “Bunda göremeyecek bir şey yok, al gülüm ver gülüm davası olmadı çünkü. AKP’liler Durak’ın cebine attığı paradan kendilerine düşen payı beğenmediler ondan oldu. Zaten artık Tayyip Erdoğan padişah gibi oldu, o isterse suçlu da suçsuz da atılır, istemezse suçlu da belediye başkanı olur” şeklinde yanıt veriyor. Kaynak: (soL-Adana)
Aytaç Durak hangi suçtan yargılanacak?
ADANA- Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, eşine ait arsanın değerini imar değişikliği yaparak 44 kat artırdığı iddiasıyla yargılanacak.
Şüphelilerin yargılanmasına Adana 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 29 Nisan’da başlanacak.
Büyükşehir Belediye Belediye Başkanı Aytaç Durak ve eski dönem ve yeni dönemde bazı belediye meclisi üyeleri hakkında, ‘görevi kötüye kullanmak’ suçundan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Cumhuriyet Savcılığı tarafından ”görevi kötüye kullanmak” suçundan haklarında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle hapis cezası istenen Aytaç Durak, eski ve yeni dönem bazı belediye meclisi üyeleri ile görevlilerin de aralarında bulunduğu 55 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, 11 Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi.
Adana 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 29 Nisanda yargılanmalarına başlanacak şüphelilerle ilgili iddianamede, şu ifadeler yer alıyor: “İçişleri Bakanlığı’nca yapılan ön inceleme sonunda 26 Aralık 2008′de verilen kararla şüpheliler hakkında soruşturma izni verilmiş olup, Danıştay Daire Başkanlığı’nın 15 Nisan 2009′da da yapılan itirazın reddine karar verildi. Müfettiş incelemesinde 1/5000 ölçekli nazım imar planında bulvara cephesi olan adaların yola bakan kısımlarının ticaret alanı olarak, arka kısımlarının konut alanı olarak gösterilmiş olmasına rağmen, 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğinde böyle bir ayrım yapılmaksızın adaların tamamının ticaret alanı olarak gösterildiği ve bu durumun plan yapımına ait esaslara dair yönetmeliğin 30. maddesine aykırı olduğu gibi Adana Büyükşehir Belediye İmar Yönetmeliğinin madde 4.001/C-2B hükümlerine de aykırıdır.” denildi.
İddianamede, ”Söz konusu işlemlerden dolayı Durak’ın yapılan usulsüz imar değişikliğinden sorumlu olduğu, plan değişikliğini öneren Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hasan Gülşen’in, hazırlayan İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Özlem Kulak’ın, kabul edip imzalayan meclis üyeleri şüphelilerin Fahriye Durak’a yüksek miktarda rant sağlamak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları” ileri sürüldü.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bilirkişi incelemesi yaptırıldığı da belirtilen iddianamede, “İnceleme sonucu alınan 18 Ağustos 2009′daki raporda, söz konusu işlemle uygulama imar planlarının nazım imar planına uygun olarak yapılmadığı, yönetmeliğin 30. maddesine ve Adana Büyükşehir Belediyesi imar yönetmeliğinin hükümlerine aykırı işlem tesis edildiği, plan değişikliği esnasında bölgede yüzde 99 oranında yapılaşmanın tamamlanmış olduğu ve yapılan bu değişiklikten sonra sadece Aytaç Durak’ın eşi Fahriye Durak’a ait arsa için yapı ruhsatı alındığı, plan değişikliği ile bu arsada değer artışının oluştuğu beyan edildi.Tüm şüphelilerin yargılanmalarının yapılarak suçun sübutu halinde eylemlerine uyan görevi kötüye kullanma suçundan TCK’nin 257/1, 53/1-5 maddeleriyle ayrı ayrı cezalandırılmaları kamu adına talep ve dava olunur.” ifadesi yer aldı.
ADANALILAR KAMU ETİK KURULUNA MÜRACAT ETMİŞTİ
Adanalı Taner Talaş ve Naim Yalçınel, Aytaç Durak hakkında Başbakanlık Kamu Etik Kurulu’na müracat etmişti. Taner Talaş ve Naim Yalçınel,Kamu Etik Kuruluna, Aytaç Durak’ın eşi Fahriye Durak’a ait Süleyman Demirel Bulvarı üzerinde bulunan 11 bin 260 metrekarelik arsayla ilgili yapılan imar değişiklikleri ile arsanın değerinin 44 kat arttığı konusunda müracatta bulunmuştu.
Söz konusu iddiaların araştırılması amacıyla Başbakanlık Kamu Etik Kurulu ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen müfettişlerin yaptığı inceleme sonrası Aytaç Durak ile imar değişiklik kararını onaylayan 55 kişi hakkında yargılama izni verilmişti. Ancak karara itiraz yolu açık olduğu için haklarında dava açılması istenen 55 kişi bu itiraz kullandı. İtirazı inceleyen Danıştay, yapılan itirazları reddederek yargılanmanın önünü açtı.
Aytaç Durak istifa ediyor
ADANA- Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, ”Parti tüzüğü gereği böyle bir dedikodu çıkarsa konunun aydınlanması için bir süre partiden çekilmek gerekiyor. Neyse gereğini yapacağız” dedi.
Durak, Adana Adliyesi’ne gelerek rüşvet iddialarına ilişkin kendisi ve MHP Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi Mustafa Tuncel hakkında suç duyurusunda bulundu.
Çıkışta açıklama yapan Durak, hayatı boyunca rüşvetle mücadele ettiğini belirterek, Büyükşehir Belediyesi Meclis üyelerinden Mustafa Tuncel’in, ”konuşursam altından kalkamazsın beni öldürebilirler, arkadan vurabilirler bu nedenle Aytaç Durak ile ilgili bildiklerimi kasete aldım, kaseti güvendiğim kişiye teslim ettim. Başıma bir şey gelirse kaseti gazetelere dağıtın” dediğini hatırlatarak, söz konusu bu kasetin savcılığa teslim edilmesini istedi.
Durak, ”MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partiden istifa etmesi gerektiği” yönündeki açıklamalarına ilişkin de ”Parti tüzüğü gereği böyle bir dedikodu çakırsa konunun aydınlanması için bir süre partiden çekilmek gerekiyor. Neyse gereğini yapacağız” diye konuştu.
| ADANA- Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, ”Parti tüzüğü gereği böyle bir dedikodu çıkarsa konunun aydınlanması için bir süre partiden çekilmek gerekiyor. Neyse gereğini yapacağız” dedi. | |
|
Durak, Adana Adliyesi’ne gelerek rüşvet iddialarına ilişkin kendisi ve MHP Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi Mustafa Tuncel hakkında suç duyurusunda bulundu. Çıkışta açıklama yapan Durak, hayatı boyunca rüşvetle mücadele ettiğini belirterek, Büyükşehir Belediyesi Meclis üyelerinden Mustafa Tuncel’in, ”konuşursam altından kalkamazsın beni öldürebilirler, arkadan vurabilirler bu nedenle Aytaç Durak ile ilgili bildiklerimi kasete aldım, kaseti güvendiğim kişiye teslim ettim. Başıma bir şey gelirse kaseti gazetelere dağıtın” dediğini hatırlatarak, söz konusu bu kasetin savcılığa teslim edilmesini istedi. Durak, ”MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partiden istifa etmesi gerektiği” yönündeki açıklamalarına ilişkin de ”Parti tüzüğü gereği böyle bir dedikodu çakırsa konunun aydınlanması için bir süre partiden çekilmek gerekiyor. Neyse gereğini yapacağız” diye konuştu. |
İŞTE BU DA TELEDURAK
MHP’li Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, Büyükşehir Belediye Meclisi’ne bağlı İmar Komisyonu’nda ruhsat izni verilmeyi bekleyen bir petrol istasyonu sahibi ve hangi partiye mensup olduğunu açıklamadığı bir belediye meclis üyesi arasında yapılan ortam dinleme kaydını Büyükşehir Belediye Meclis Toplantısı’nda dinletti. MHP’li Başkan Durak’ın yasal olmayan bir şekilde yapıldığı anlaşılan ortam dinleme kaydını meclis üyelerine dinletip konuşma kaydı üzerine kendince açıklamalar yapması tartışmalara neden oldu.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Durak’ın ortam dinleme kaydını dinleterek kendilerini zan altında bıraktığını söyleyen CHP’li Belediye Meclis Üyesi Bekir Sıtkı Özer ve bir gün önce yapılan meclis toplantısında Durak’a, “Bildiklerimi söylersem altından kalkamazsınız” diyen MHP’li Mustafa Tuncel dinleme kaydı ile ilgili tepkilerini dile getirdi.
Aytaç Durak’ın ortam dinleme kaydını dinletme girişimine tepki gösteren Ak Partili Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam İlçe Belediye Başkanları ile Ak Partiye mensup belediye meclis üyeleri, “Bu kadar yoğun şekilde şaibe iddialarının konuşulduğu, yasal olmayan ortam dinleme kayıtlarının yayınlandığı Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında bulunmak istemiyoruz” diyerek toplantıyı terk etti.
Durak, UKOME’yi toplantıya çağırdı: Taşköprü trafiğe açılıyor
Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, Taşköprü’nün geçici olarak tek yönlü trafiğe açılabilmesi için UKOME’yi Pazartesi günü toplantıya davet ettiğini söyledi.
Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından D-400 karayolu Müze Kavşağı-Dörtyol-Havaalanı istikametinde yapımı sürdürülen altgeçit çalışmaları nedeniyle trafiğin aksadığını belirten Başkan Durak, bu sorunu çözüme kavuşturak için girişimde bulunduğunu anlattı.
Başkan Durak konuyla ilgili şunları söyledi;
“Bilindiği üzere altgeçit çalışmaları nedeniyle özellikle sabah ve akşam saatlerinde trafik akışı aksamaktadır. Kamuoyunun ve belediye meclis üyelerinin talepleri üzerine; Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Abdullah Bakır ile Mimarlar Odası Başkanı Bekir Kamışlı’nın görüşlerini aldım. Trafik akışını rahatlatmak amacıyla Taşköprü’nün geçici olarak tek yönlü trafiğe açılması konusunda hemfikir olduk. Bununla ilgili konuyu incelemeleri ve karar almaları için UKOME’yi 15 Şubat 2010 Pazartesi günü saat 14.00’da toplantıya davet ettim”.
Durak, “Adana Havaalanı’nın Kapasitesinin Artırılması İçin Yıllardır Mücadele Veriyorum”…
Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, Adana Şakirpaşa Havaalanı’nın kapasitesinin artırılması için yıllardır mücadele verdiğini söyledi.
KKTC Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy ve beraberindeki heyet bugün Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ı makamında ziyaret etti. Samimi sohbet içerisinde geçen ziyaret sırasında konu Adana Şakirpaşa Havaalanı’ndan açıldı. Başkan Durak, tarihinde birgün dahi kapanmayan Adana Havaalanı’nın kapasitesinin artırılması yerine, hemen yanına 2. bir havalının yaptırılmasının yanlış olduğunu anlattı.
Mesleki bilgi ve birikimi olmayan kişilerin yıllardır Adana Şakirpaşa Havaalanı’nın şehir içinde kaldığına ilişkin konuştuğunu ifade eden Başkan Durak, “İlgili ilgisiz kişiler bu konuda fikir beyan ediyor” dedi.
“BİLİMSEL RAPORDAN HABERLERİ YOK”…
12 yıl önce Ulaştırma Bakanlığı tarafından Karadeniz Üniversitesi’nin uzmanlarına bilimsel raporlar hazırlatıldığını vurgulayan Başkan Durak, konuyla ilgili şöyle konuştu;
“6 ciltlik bu bilimsel raporu yıllar önce inceledim. O bilgiler ışığında Adana Şakirpaşa Havaalanı’nın genişletilmesi halinde çok daha fonksiyonel hizmet verebileceği apaçık ortada. Söz konusu rapordan son 12 yılda göreve gelen Sayın Bakanların haberlerinin olmadığı gibi, şehrimiz adına konuşanların çoğunun bilgilerinin olmaması üzücüdür. Uzmanlarca hazırlanan bu bilimsel rapor dikkate alınmayacaksa, neden hazırlatıldı?
Yıllardır söylediğim gibi bugün de tekrarlıyorum. Şakirpaşa Havaalanı genişletildiği zaman daha fonksiyonel hizmet verecektir. Havaalanımız varken, hemen yanına 2. bir havaalanının yapılması hem ekonomik krizle boğuşan Türkiye ekonomisi için lükstür, hem de yanlıştır”.
GÜNSEL, “ADANA’DAKİ İLKYARDIM HAVAALANIDIR”…
Başkan Durak’ın sözlerine katıldığını söyleyen KKTC Yakındoğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel, “Adana Havaalanı bölge için alternatif bir havaalanıdır. Özellikle kış aylarında sis nedeniyle çevredeki havaalanları kullanılamıyor. Adana Havaalanı, hava koşullarının uygun olmadığı bu dönemlerde çevre illerde yaşayanların kullandıkları ilkyardım havaalanı görevini yapıyor” dedi.
SATILACAK ARAZİYE MAHKEME YOLU
Durak, Çukurova Belediyesi’nin 38 dönüm kamu alanını satmasına izin veren meclis kararına şerh koyup mahkemeye taşıyacağını açıkladı.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, şehirde 20 bin hektar alanın imar planının iptal edildiğini açıklayan üç meslek odası başkanının eksik bilgi ile beyanat verip kamuoyunu yanılttığını açıkladı.
Durak, “147 mimar ve mühendis ile Türkiye’de en rasyonel çalışan belediyeyiz. Belediyemizdeki meslektaşlarınızdan bilgi almadan açıklama yaparsanız oda başkanı da olsanız böyle yanılır, kamuoyunu da yanıltırsınız” dedi.
Adana Büyükşehir Belediye Meclisi Ocak ayı son oturumu Başkan Aytaç Durak başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda gündem dışı söz alan Başkan Durak, Mimarlar, İnşaat Mühendisleri ve Şehir Plancıları Odası başkanlarının “Adana’da 20 bin hektar imar planı iptal edildi” şeklindeki açıklamalarını eleştirdi.
Bu üç oda başkanının yaptığı açıklamaların yerel ve ulusal birçok gazetede kayda değer büyüklüklerde yer bulduğuna dikkat çeken Başkan Durak, konuyla ilgili haberlerin yer aldığı gazeteleri göstererek “Belediyemizde 147 mimar ve mühendis görev yapmaktadır. Bu oda başkanı arkadaşlarımız açıklama yapmadan belediyemizde çalışan bu meslektaşlarından bilgi alsalardı böyle hatalar yapıp kamuoyunu yanıltmaz, kafaları karıştırmazlardı. Neticede eksik bilgi ile açıklama yaparsanız meslek odası başkanı da olsanız böyle hatalar yaparsınız. Belediyemiz Türkiye’nin en rasyonel çalışan belediyelerinin başında gelir” dedi.
Başkan Durak, ilgili oda başkanlarının meslek odası seçimleri arifesinde basında boy gösterme gayreti ile böyle bir açıklama yapmış olabileceğini de ifade ederek, konuyu soruşturmadan haber yayıp sayfalarına koyan basın organlarını da daha dikkatli olmaya çağırdı.
MHP’NİN KARŞI ÇIKTIĞI SATIŞA AK PARTİ VE CHP’Lİ ÜYELER VİZE VERDİ
Daha sonra gündem maddelerine geçildi. Çukurova İlçesi Kurttepe Mahallesi 7811 Ada, 1 parseldeki nazım imar planı tadilatına ait komisyon teklifiyle ilgili de konuşan Başkan Durak, Çukurova Belediyesi’nin burada kamuya ait 38 dönüm alanın satışına karşı olduğunu, meclis kararına şerh koyacağını, gerekirse konuyu mahkemeye taşıyacağını söyledi.
Durak, “İmar uygulamaları ilçe belediyelerinin görevidir. Biz nazım planı yaparız. Ne hikmetse Adana’da ilçe belediyeleri kamulaştırma yapmıyor. Kamulaştırmayı bizden bekliyor. Bizim kamulaştırıp teslim ettiğimiz alanları da ilçe belediyeleri hep sattılar. Bu alanın da satışına karşıyım. Şerh koyacağım” dedi.
Başkan Durak ve MHP’li üyelerin karşı oyuna rağmen, ilgili madde komisyondan geldiği haliyle AK Parti ve CHP’li üyelerce oy çokluğu ile kabul edildi. Meclisin satışına yol verdiği halen Çukurova Belediyesi şantiyesinin bulunduğu arsanın yerine ilgili ilçe belediyesinin aynı büyüklükte bir başka arsa tahsis edeceği bildirildi.
ODA BAŞKANLARI DA KENDİLERİNDEN GÖRÜŞ ALINMASINI İSTEMİŞTİ
TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Adana Şubesi Başkanı Hasan Zengin, İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Sadi Sürenkök ve Şehir Plancıları Odası Başkanı Cüneyt Erginkaya, İMO Toplantı Salonu’nda düzenledikleri ortak basın toplantısında, Adana 1. İdare Mahkemesi verdiği karar ile 75. Yıl Cumhuriyet Orman Alanı da dahil toplam 20 bin hektarda yapılan imar planının iptal edildiğini savunarak bundan böyle bu tür planlama çalışmalarında meslek odalarının görüşlerinin alınmasını istemişlerdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Belediye İmar Daire Başkanı Özlem Kulak, imar planı iptal edilen alanın 20 bin değil 4 bin hektar olduğunu bildirmişti.
Kaynak Linki: http://www.haber01.com/SATILACAK-ARAZIYE-MAHKEME-YOLU-8490.html
“Çağdaş Demokrasilerin En Büyük Erdemlerinden Biri Özgür Basındır”
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınlayarak, yazılı, görsel ve işitsel yayın kuruluşlarının tüm çalışanlarını kutladı.
Çağdaş demokrasilerin en büyük erdemlerinden birinin özgür basın olduğunu belirten Başkan Durak, “Basın emekçilerinin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, mesleklerine yaraşır koşullarda hizmet yapmalarının sağlanması aynı zamanda demokratik düzene de katkıdır.” dedi.
Başkan Durak, yazılı açıklamasında daha sonra şu görüşlere yer verdi; “Demokratik düzen açısından böylesine yaşamsal bir önem taşıyan sektör çalışanlarının, ekonomik, demokratik, yasal haklarının geliştirilmesi hizmetin verimliliği açısından kaçınılmazdır. yağmurda, çamurda, sıcakta, soğukta, zaman zaman canını da tehlikeye atarak görev yapan basın çalışanlarının geçim sıkıntısı çektiği, işsiz kaldığı, yetersiz ücretle çalıştığı ülkemizin bilinen bir gerçeğidir. Bu durum sektörün kendisi tarafından düzeltilmeli, basın emekçilerinin yaşam koşulları mesleklerine yaraşır hale getirilmelidir. Bu anlamlı günlerinde, basın sektörümüzün bütün çalışanlarını içtenlikli duygularla kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”
Haber Linki: http://www.haberler.com/cagdas-demokrasilerin-en-buyuk-erdemlerinden-biri-haberi/


